Amerika’nın sancısı Türkiye

Kıymetli kardeşlerim; uzun zamandır yazmak istiyordum fakat işlerimin yoğunluğu sebebiyle yazamadım.

Haber, siyaset veya ekonomik olarak sıkıntılı bir dönemden geçtiğimizin herkes farkında. Ve insanımızın sabır seviyesinin her geçen gün daha da azalmakta olduğunu görmekteyiz. 2020 pandemi döneminin ardından dünyada meydana gelen olaylar daha önce de söylediğim gibi normal olaylar değildi. Dünya, hızlı bir şekilde kutuplaşma ve akabinde silahlanma yarışına girdiği bir dönemden geçiyor. Bununla da dünyadaki güç dengelerinin değiştiği ve kartların yeniden karıldığı bir oyun masası haline geldiğini görmekteyiz.

Buyurun başlayalım.

Öncelikle Akdeniz’in kuzeyinde yer alan Yunanistan ile aramızda ihtilaflara sebep olmuş, adalar denizinde son zamanlarda Amerika’nın desteğiyle iyiden iyiye tırmanan bir gerilime şahit olmaktayız. Yunanistan, Kurtuluş Savaşı’nda yediği tokadı unutmuş olmalı ki akıl almaz isteri ve paranoyalara girmiş durumda. Bitmiş ekonomisine rağmen hala silahlanmaya ve silahsız kalması gereken adalara mühimmat yığınağı yapmaya devam ediyor. Bu durum son ayların en önemli sorunu haline gelmiştir.

Geçtiğimiz günlerde silahsız kalması gereken adalara zırhlı araç ve silah sevkiyatı yapan Yunanistan, Türkiye’nin İHA’ları tarafından fotoğraflanmış ve Türkiye’den nota yemiştir. Lozan Barış Antlaşması gereği silahsız kalması gereken adalara silah yığınağı yapan, kıta sahanlığı ve hava sahası sorunlarının zirve yaptığı bu dönemde Yunanistan’ın bu tavırları kabul edilebilir değil.

Fransa ve Amerika’nın da bu tavırlara açık destekleri, Yunan’ın şımarık ve saldırgan tavırlarının doruk noktaya ulaşmasına ve Türkiye’yi açık açık tehdit etmesine sebep olmuştur. Yunanistan, Amerika’ya ana kara ve adalarda askeri üs kurdurduğu için daha bir saldırgan tavır alıyor. Bunun ardında Amerika’nın olduğu ve bu eylemleri Amerika’nın talimatı ile yaptığı gün gibi aşikar.

Amerika’nın, Yunanistan’ı adeta işgal etmişçesine askeri üs kurması ve mühimmat yığması kabul edilebilir gelişmeler değildir. En önemlisi, Yunanistan’ın Dedeağaç’ta ki Amerikan askeri üssünün sınırlarımızın kırk kilometre ötesinde yer almasına ve bu üsse savaş gemilerinin yanaşması için liman inşasına hem boğazlarda hem de ege denizinde büyük bir tehdit olarak bakmak gerekir.

Amerika, bu üsleri Rus tehdidine karşı yaptığını ileri sürse de, kurulan üslerin Türkiye’ye karşı yapıldığı bellidir. Şöyle ki Yunanistan S-300 hava savunma sistemlerinin, bizim F 16’larımıza füze kilidi atmasına Amerika’nın ses etmemesi, “Adalar sorununda Yunan Adalarının tartışılması söz konusu değildir.” Beyanları, Amerika’nın Türkiye’yi bir karara varmaya zorladığı gerçeğidir.

Nedir bu karar?

Hatırlayın; ‘’Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar kıymetli bir ülkedir.’’ Diyen Amerika, Erdoğan’ın 2023 seçimlerinde iktidarda kalmasını istememektedir. Çünkü Erdoğan, Amerika menfaatlerine ters düşen bir politika izlemektedir.

Erdoğan’ın, Davos’ta “One minute” ile başlayan süreçten sonra Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve de askeri olarak güçlenmesine büyük katkı sağlaması, bölgede ve de dünyada güçlenen bir Türkiye ortaya çıkarmaktadır ki Amerika’dan bağımsız politikalar Amerika’nın işine gelmez.

Hatırlayın, 15 temmuz darbe teşebbüsünden kırk gün sonra Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonları ile Suriye ve Irak’ın kuzeyinde sözde PKK Devletinin kurulmasına engel olan bir Türkiye ve Doğu Akdeniz sorunlarında ülke menfaatini öne çıkararak batının zorlama ve dayatmalarına engel olmuş bir Türkiye vardı. Rusya-Ukrayna Savaşında Amerika, NATO ve batıdan bağımsız bir politika izleyerek yaptırımlara uymayacağını ilan eden NATO üyesi bir Türkiye vardı. Ermenistan-Azerbaycan Savaşında doğal olarak Azerbaycan’a hem siyasi hem de askeri desteğini açık açık vererek Karabağ Zaferinde rol alan bir Türkiye vardı. Yani kısaca tekrar edersek, Amerika menfaatleri ile Türkiye’nin menfaatleri çelişiyor. Amerika bir PKK Devleti kurmak istiyor. Türkiye operasyonlarla buna engel oluyor. Rusya’yı ambargolarla sıkıştırmak istiyor, Türkiye buna engel oluyor.

Şimdi Ege’de Yunanistan’ın, Türkiye’nin sabrını zorlayan askeri eylemleri Amerika’nın Türkiye’yi bir karar vermesine zorlamak değil de nedir? “Benimle misin? Değimlisin?” der gibi sanki…

Yani Türkiye’de, Amerika’nın çocukları kalmadı. Amerika’nın sancısı o.

Türkiye, Türklere kaldı. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.