1. YAZARLAR

  2. Doç. Dr. Erdal Arslan

  3. ARTIK “AÇIK VE NET OLALIM”
Doç. Dr. Erdal Arslan

Doç. Dr. Erdal Arslan

Yazarın Tüm Yazıları >

ARTIK “AÇIK VE NET OLALIM”

A+A-

Ülkemizde, bazen basına yansıyan bazen yansımayan, bazen kayıtlara giren bazen girmeyen şehitlerimiz oluyor ve olmaya devam edecek gibi görünüyor. Rabbim şehitlerimize rahmet, ailelerine ve milletimize her daim sabır ve metanet nasip etsin İnşaAllah.

Yıllarca saklı gizli bu terör odaklarını oluşturan, besleyen ve desteklediklerini bildiğimiz yapılar, artık bu işi saklı gizli yapmayı bıraktı ve alenen yapar hale geldiler.

Bu saatten sonra dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmaz, olamaz. Safların, birliklerin yâda birlikteliklerin açık ve net olması gerektiği bir döneme girdik. Önümüzdeki günlerde bu birlikteliklerin daha da netleştiğini ve çok değişik bir hal alacağını düşünüyoruz.

Ülkemde, terörü kim destekliyor diye sorarsak, herkes; AB ve ABD der. Ama, siyasilerimiz ekran karşısına çıkınca müttefiklikten ve dostluktan bahsederler. Bunun adına da siyaset yâda diplomasi derler. Ama artık bu dönem sona erdi. Başta bizim siyasetçilerimiz ve Cumhurbaşkanımız artık aleni olarak terörü destekleyenleri, ekranlarda ve meydanlarda seslendirmeye başladı.

Bundan sonraki aşama ise bu sürecin daha da keskinleşeceği ve alenileşeceğinin bir göstergesi gibi. Hem Cumhurbaşkanımızın hem de Trump’ın BM’deki konuşmalarından da bu net olarak anlaşılmaktadır.

Ülkeler bir birleri ile asla dost olamazlar ve olmamışlarıdır. Sadece, ortak çıkar ve inanç birliktelikleri oluşturmuşlardır.

Bugün ülkemize karşı oluşturulan HIRİSTİYAN birlikteliği de buna örnektir. Bu birliktekileri ortak noktada buluşturan da İslam düşmanlığıdır.

Bu birlikteki ülkelerin her konuda anlaştığını söylemek ve birbirleri ile hiçbir sıkıntıları olmadığını iddia etmek de mümkün değildir. Biliyoruz ki onlar da farklı konularda birbirleri ile mücadele halindeler. Ama, bu onların bize karşı birlik oluşturmalarını engellemiyor.

Biz ülke olarak hakiki İslâm anlayışı içerisinde olmasak da öyle bir mirasın mirasçıları konumunda olduğumuz için bizi potansiyel bir tehlike olarak görüyorlar. Artık bizim de bu mirasa layık olarak davranmamız ve bu gerçekleri tüm çıplaklığı ile halkımıza anlatarak, artık ya adam gibi yaşayalım, yâda bu uğurda ölüp ( İnşaAllah Şehit olalım) gelecek nesillerimize örnek olalım, dememiz lazım. Demek de yetmez, gereğini yapmamız lazım.

Bu fitne birlikteliğinin şimdiki en önemli planı ise, ülkemiz içindeki kiralık kalemleri kullandığı gibi, kiralık ve aşağılık siyasetçi bozuntularını ve halen bürokrasi içerisinde var olan adamlarını kullanarak bizi birbirimize düşürmektir.

Onun için tekrar tekrar ifade ediyoruz ki; saklı gizli bir şey kalmadı. Düşman belli, amaçları belli, durmanın beklemenin bir faydası yok.

Topyekûn bir seferberlik ilan edilmeli. Dün Pakistan, Afganistan, Irak, Mısır, Sudan, bugün Libya, Tunus, Cezayir ve Suriye'de milyonlarca Müslüman katlediliyor, her türlü aşağılık uygulamalara maruz kalıyor. Sebep çok açık; küfrün tek millet olduğu gibi İslâm’ın tek millet ve hakiki bir ümmet olamayışıdır.

Yine dünyadaki sözde İslâm ülkeleri de ya aşiret devleti yâda ırk milliyetçiliğine dayılı olarak, yine bu güçlerin desteği ile kurulmuş ve bunlara hizmet eden bir yapı olarak yaşamaktadırlar.

Eğer biz Türkiye olarak çıkıp, tüm İslâm Âlemine seslenerek; bu aşağılık düzene dur dediğimizi ifade edersek, yöneticilerinin olmasa bile Müslüman olan halklarının uyanışını sağlayıp, İslâm Âlemini ayağa kaldırabilir, Allah’ımızın izni ile bu Liberal-Kapitalist Sistemin sonunu getirebiliriz.

Şimdi bazı arkadaşlar; onların Atom Bombası var, Nükleer Bombası var, bizim nemiz var ki diyecek.

Cevap çok açık; bizim Allah'ımız var. Evet, bunu İman ederek ve tüm hücrelerime kadar inanarak söylüyorum.

Biz Allah’ımıza yaslanıp, ona güveneceğiz ve korkmayacağız. Kulluk vazifemizi yerine getirerek, işimizi düzgün ve adil yapacağız.

Ha şunu da ifade etmek lazım. Bizim Atom ve Nükleer Bombalarınızın ve hatta ötesi silahlarımızın olmadığını kim söylüyor ???  Bizde EN HAKİKİSİ VAR ELHAMDÜLLİLLAH.

Şunu iyi anlamamız lazım; ABD-AB-Rusya-İran ve hatta Çin, neden Suriye ile ilgileniyor? Orada ölenler yâda ABD için oradaki Kürtler çok mu önemli? Hayır, asıl mesele, daha önceki yazılarımızda da yazdığımız gibi, Doğu Akdeniz’deki Doğal Gaz ve Suriye’de artık herkesin bildiği ve Ülkemizin tampon bölge oluşturduğu bölgeyi de kapsayan alandaki işlenmemiş Petrol Rezervleri. Onun için bu Bölge önemli, onun için ABD buraya silah yığıyor, onun için tüm devletlerin gemileri Akdeniz’de yığılıyor.

Bizde onun için artık zaman kaybetmemeliyiz, vatandaş olarak ucuz hesaplardan kurtulmalı, bu dönemde zam yapıp Hristiyan birliğine destek vermekten, onlardan olmaktan vazgeçmeliyiz.

Devlet olarak da vatandaşlarımızı rahatlatmalı, asgari ücreti ve en düşük emekli maaşını en az 3.000 TL yapmalıyız. Tüm konut, yatırım ve zirai kredileri Varlık Fonu kapsamında yeni bir yapılandırma ile faiz yükünden kurtarıp, artık faiz sisteminin dışında bize uygun bir ekonomik kalkınma modelini ortaya koymalıyız.

Bürokrasiyi ortadan kaldırmak için yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini aktif olarak kullanmalıyız. Eski bürokratik birimler aynen varlığını korurken, bunlara yenilerini ekleminin dışına çıkmalı, bu yeni sistemde yapılan atamaları daha dikkatli yapmalıyız.

Ömürleri boyunca yâda çalışma hayatları boyunca hep ABD şirketlerine yâda AB şirketlerine yâda onların ülkemizdeki şirketlerine hizmet etmiş kişilere Bakan yardımcılıkları, Genel Müdürlükler yâda müsteşarlıklar vermemeliyiz. Kediye ciğer emanet etmekten vazgeçmeliyiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT