Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Yazarın Tüm Yazıları >

SENKRONİZASYON

A+A-

Global ekonomide içinde bulunulan süreç gelişmiş, gelişmekte ve geri kalmış tüm ülkeleri boyunduruğuna almış durumdadır. Her ülke ister istemez, söz konusu küresel baz etkisi dolayısıyla kendisini kapsama alanı içinde bulmaktadır. Önce XX. yüzyılın ikinci yarısının ortalarında reel ekonomilerin, son çeyreğinde ise bilişim teknolojisinin gelişmesine paralel olarak finansal sektörün küreselleşmesi, günümüzde ülkeleri salt ekonomi değil siyasi, sosyal, kültürel, toplum

sal alanlar olmak üzere her alanda birbiriyle ilintili ve bağımlı hale getirdi. Bu olgu XXI. yüzyılın başıyla birlikte özellikle daha bir netleşti. Demokratik ülkeleri yöneten siyasetçiler, şayet başarılı olmak istiyorlarsa alacakları her kararda ve atacakları her adımda bu gerçeği dikkate almak zorundadırlar. ABD’nin 4 Kasım’da İran’a yönelik ikinci aşama yaptırımlarının sonuçlarından etkilenmeyecek bir ülkenin olması mümkün müdür?, ABD’nin dış ticaret açığı verdiği ülkelere karşı uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri politikasının olası etkilerinden kendini kurtarabilen kaç ülke vardır?, AB veya Çin ekonomisinin büyüme hızının düşmesinin küresel durgunluğu tetiklemeyeceğini dolayısıyla da ülkelerin dış ticaret, üretim ve istihdam düzeyinde olumsuzluklara yol açmayacağını kim iddia edebilir?, ABD ve AB ülkeleri tarafından ve bunların lehine olmak şartıyla Orta Doğu’da Suriye merkezli terör örgütlerinin desteklenerek sürekli çatışma ortamında bırakılmasının başta bölge ülkeleri olmak üzere daha bir çok ülke ekonomisi için tehdit unsuru teşkil etmeyeceğinin düşünülmesi dahi komik değil midir? türünden sorular çoğaltılabilir.

Bu durum ortadayken artık her ülke, uygulamaya koymayı düşündüğü tüm politikalarda sözde bağımsız iken, özde birbirleriyle sıkı sıkıya bağımlıdır. Örneğin ekonomiyle doğrudan ilgili görünmese de, Cemal Kaşıkçı cinayetinin dünyanın dört bir tarafından ses getirdiği, olası siyasi sonuçları yanı sıra Türkiye, S. Arabistan, ABD, AB ve bölge ülkelerinin ekonomilerini ne boyutta etkileyeceği tartışılmakta ve ülkeler kendilerine göre politikalar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Siyasi bir aksiyonun bile, neredeyse tüm ülke ekonomilerine bir şekilde yansımasının kaçınılmaz olduğu düşünüldüğünde, Trump’ın korumacı politikalarının, Çin ekonomisinin beklentileri karşılayamayarak büyümesinin hız kesmesi, Japonya’nın uzun yıllardır durgunluk sürecini aşamaması, Eurozone için 2018 üçüncü çeyrek büyüme oranının %1.7 gibi beklenenin çok altında kalması, Brexit konusunun AB içinde tam olarak çözüme kavuşturulamaması, AB ekonomik güven endeksinin keskin bir şekilde 110’un altına inmesi şeklindeki gelişmelerin, global ekonomiye yansımalarının sonuçlarının ne kadar önemli maliyetlere neden olacağını tahmin etmek zor değildir.

Ülkelerin dışında gelişen dışsal faktörler karşısında yapabilecekleri de fazla bir şey yoktur. Çünkü alınan her iktisadi kararın diğer ülkelerde anında yansıması ortaya çıkmakta ve karşı tepkisel politikalar hemen uygulamaya konmaktadır. Ülkemizde yüksek olmasına rağmen enflasyonun gündemden düşmesi, kurların iki ay önceki değerlerine doğru gerileme ve istikrarlı trendine girmesi, global talep düşmesine bağlı olarak petrol fiyatlarının gerilemesi, ihracatın hızla artması, başta ABD olmak üzere AB ülkeleri, Rusya ve İran ile ilişkilerimizin hızla normalleşmeye başlaması, YEP’in dış yatırımcıları cezbetmesi, bankacılık sektörünün alt yapısının sağlamlığını ispat etmesi, Ekim ayı imalat sanayi endeksinin 44.3’e yükselmesi, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarında muaf tuttuğu ülkelerin arasında Türkiye’nin de yer alması gibi durumlar karşısında takip edilecek politikalar, kendi ülke çıkarlarımızı gözetme yanında, bölgesel ve küresel koşulları da dikkate almamızı gerektirmektedir. Değil Türkiye, hemen her ülke her istediği politikaları artık uygulayamamaktadır. Günümüz dünyasının iç hatta öncelikle de dış dengeleri gözeterek kararlar alınması, ister ABD, Almanya, İngiltere gibi gelişmiş isterse de BRIC-ST gibi gelişmekte olsun, tüm ülkelere olan dayatmasıdır. Bundan dolayı ülkelerinin çıkarları gereği siyasetçiler, adeta bir sanatçı inceliğiyle kararlar almaları ve hata yapmamaları temel koşuldur. Çünkü yapılacak olası bir politik ekonomi hatasının boyutları çok ağır olacağı gibi, üstesinden gelinmesi ve tekrar küresel ekonomiye uyumu, ciddi bir çabayı gerektirmektedir.

      

Soru: Bir ülkenin Senyoraj geliri sıfır olabilir mi? Neden?

Sözün Gözü: Mevkilere getirilenler aynı şekilde götürülürler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT