Dijital çağda bilgi ve veri paylaşımı insanlık açısından hem büyük bir nimet ama aynı zamanda büyük bir tehdittir. Kontrolsüz gücün, güç olmadığı gibi teyitsiz bilginin de bilgi olmadığını bilmek gerekiyor. İnternet ve mobil teknolojiler sayesinde bilgiye ulaşmak saniyeler sürerken, bu durum eğitimden kamu hizmetlerine, kültürden inanca, sosyolojiden ekonomiye kadar her alanda büyük bir değişim, dönüşüm ve etkileşimi beraberinde getirmiştir. Dijitalleşmenin bilgiye ulaşmada hız ve ulaşılabilirlik açısından sağladığı olağanüstü faydanın yanı sıra ortaya çıkardığı çok ciddi problemleri de görmek gerekiyor. Bilgi kirliliği, doğrulanabilirlik/teyit krizi, odaklanma kaybı ve algoritmaların meydana getirdiği manipülatif kutuplaşmalar insanlığı ve geleneksel yapıları tehdit eder düzeye ulaşmıştır. Bilgiye sınırsız erişim, doğruyu yanlıştan ayırmayı zorlaştırmakta, bilgi kirliliğine ve bireylerde zihni yorgunluğa yol açmaktadır. Dijital çağ, kendi bilgi ekosistemini oluşturmuştur. Ancak bu bilgi ekosisteminde; bilgi kirliliği ve yalan/yanlı(ş) bilginin algoritmalar tarafından çok hızlı bir şekilde ve teyit ihtiyacı duymadan yayılması inanç açısından da çok ciddi bir problemdir. Diğer bir problem, sonsuz bilgi/veri yığını. İnternetteki bilgi hacminin kontrolsüz büyümesi, doğru ve faydalı bilgiye ulaşmayı samanlıkta iğne aramaya dönüştürmektedir.
İşin bu noktasında din ve inanç konusunda yetkili-yetkisiz herkesin kendi kanaatini veya yorumlarını paylaşıyor olması, küreselleşme ve hızlı dijitalleşme ile birlikte geleneksel dinlerin ve inançların sorgulandığı, yeni kavram ve akımların öne çıktığı kontrolsüz/dinamik bir dönemi yaşamamıza yol açmaktadır. İnanç Problemi olarak görülen din karşıtı algıların yaygınlaşmasında algoritmalar gizli mübelliğler gibi hareket etmektedir. Belirli lobiler tarafından üretilen sahte içeriklerin, yalan/yanlı(ş) bilgilerin, ilmi yeterlilikten uzak kişisel yorumların, manipülatif eylem ve söylemlerin yapay zekâ ve sosyal medya araçları vasıtasıyla paylaşılması çok süratli bir şekilde yaygınlık kazanmaktadır. Cevap, tashih veya tekzip niteliğindeki doğru bilgi ise yaygın ve örgün eğitim imkanları ve geleneksel medya ile yol aldığı için veya dijital platformlarda hakikate itibar olmadığı için yetersiz kalmaktadır. Bu durum inançsızlık akımlarıyla mücadeleyi zorlaştırmaktadır.
Bilginin kaynağını, doğruluğunu denetleyen otoritelerin/yetkili filtrelerin (editörler, uzmanlar, akademik kurumlar) zayıflamasıyla, herkesin her konuda içerik üretebildiği bir ortam oluşmuştur. Genç nüfus başta olmak üzere, geleneksel dinlerin inançlarını veya ritüel/ibadet/uygulamalarını reddederek sadece bir yaratıcıya inanma (deizm) veya yaratıcıyı tamamen reddetme (ateizm) eğilimlerinde 15-35 yaş kuşağında belirgin bir artış söz konusu olmuştur. Ancak bu kitlenin sadece %1-2’lik kısmı felsefi deist veya ateist geri kalanlar tepkisel ya da moda deist ve ateistlerdir. Dijital dönemde deizm ve ateizmden daha tehlikeli ve tehditkâr olan inanç problemi ise daha önceki birkaç yazımda da dile getirdiğim gibi apateizmdir. “Apateizm: Dine/İnanca Kayıtsızlık”. Kişileri herhangi bir ilah/tanrı'nın varlığı veya yokluğu ile ilgilenmemesi, dinî ritüelleri, haramları-helalleri hayatlarında tamamen gereksiz/önemsiz görmesi durumudur. Dijital çağda ateizmden ve deizmden daha yaygın bir virüs olarak karşımıza çıkmaktadır. Apateizmi tetikleyen ve besleyen alt yapı ise yine dijitalleşme ile sürekli görünür hale ge(tiri)len hedonizm(hazcılık) ve sekülerizm(dünyevileşme)dir. Dünyevi zevklerin, hazların odağa alınması, heva ve şehvete tapılması ve hayatın tamamen seküler (dünyevi) bir düzleme çekilmesi, dinî pratiklere/ibadetlere ve inanca olan ihtiyacı zayıflatmaktadır. Hedonist birey, hazzını olabildiğince artırmak, şehvet ve hevasının istediği gibi, içinden geldiği gibi yaşamak ister. İçgüdülerine mâni olan, hazlarını sınırlayan, kanun ve kuralları reddeder. Tüm hayat algısı keyif kavramı üzerine inşa edildiği için keyfini kaçıracak herşeyi ya reddeder ya da görmezden gelme eğilimindedir. Dinin inanç ve ilkeleri sınır koyuyor keyif almasını engelliyorsa ya reddeder ya da umursamaz bir tavır takınır. Sekülerizmle beraber, materyalizm ve paraizm dijital dönemde apateizmi besleyen diğer problem akımlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dijital dönemdeki diğer bir inanç problemi inanç göçebeliği diye tarif edilen heterodoksi bir hayat/din algısıdır. Dijitalleşme ve sosyal medyanın etkisiyle bireylerin tek bir inanç sistemine bağlı kalmayıp, farklı felsefi akımlar ve inançlar arasında hızlı geçişler yapması fenomenidir. Özellikle New Age dinler ve Neosufizm akımları bu anlayışı beslemekte ve yaygınlaşmasında ciddi bir rol oynamaktadır. Humanizm, empati, tolerans, kültürel/inançsal mozaik, kuantum sıçraması, Oneness (evrensel birlik) vb… kavramlarla desteklenen ve bilinmezliğin/karma(şa)nın cazibesi ile soslanan inanç göçebeliği de dijital dönemde modern kelamın mesai harcaması zihin yorması ve çözüm üretmesi gereken bir inanç problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Temel yeterliliği ve alt yapısı olmadan aynı anda çok fazla dini/kelami/inanç eksenli bilgiye/malumata maruz kalmak, aklî ve kalbî kapasiteyi zorluyor ve tek bir inanca derin odaklanmayı engelleyerek bireyleri kaotik bir inançsızlığa sürüklüyor.
Kötülük(Teodise) Problemi ve Kader-İrade konularının yetkili otoriteler tarafından doğru bilgi olarak paylaşıl(a)maması; dünyadaki savaşlar, doğal afetler ve adaletsizlikler karşısında “Eğer Tanrı varsa ve mutlak iyiyse, neden kötülüklere izin veriyor?” sorusu ile gençlerin kendi iradî tercihleri ile ilahi takdir arasındaki ilişkiyi anlamlandırmakta zorlanması; dijital platformlarda bilgi diye buldukları her türlü yalan/yanlı(ş) verilere, manipülatif ve dinsiz toplum projesine hizmet eden argümanlara müracaat etmelerine ve aydınlanıyoruz derken karanlığa saplanmalarına neden olmaktadır.
Din adına rol üstlenenler bu gerçekleri görmek zorundadır. Gençlere ulaşmanın yollarını inşa etmek ve algoritmalara yenilmeden inisiyatif almak tarihi bir yükümlülüktür. Gerçekler acıdır ve acıtır.