Son zamanlarda trend olarak isimlendirilen, bazı müzik paylaşım platformlarında milyonlarca dinleme, indirilme ve paylaşılma rakamlarına ulaşan, gençlerin hatta çocukların bile ezbere söylediği, tempo tuttuğu rap şarkı sözlerinden birkaç satır alıntı yapmak suretiyle yazıya başlamak daha güzel olabilirdi. Ancak sözlerin müstehcenliği, cinsel çağrışımları ve kadın bedenini objeleştiren ifadelerini kullanmak yazıyı bayağılaştıracağı, iğrençleştireceğinden dolayı buraya yazmaktan imtina ettim. Utandım. Hav hav hav… roar roar roar… gibi anlamsız tekrarların ve nakaratların olduğu rap diye nitelenen bu gürültü kirliliği maalesef gençler arasında tercih ediliyor.
“Müzik ruhun gıdasıdır!” mottosunun aksine bir akım, yeni isimlendirmeyle bir trend olarak piyasada arz-ı endam eden bu necis gürültü daha önceki yıllardaki benzer akımlar gibi ademiyete mahkûm olacaktır. Ancak bu arada yaptığı tahribatın faturasını yine bu toplum ve gençler ödeyecek maalesef.
Bizim geleneğimizde mûsikî ruh hastalarının tedavisinde kullanılan yöntemlerden birisidir. Ama günümüzde ruh hastası tiplemesi bazı şahısların piyasaya sürdüğü mezkûr gürültüler ruhları hasta eden, ahlakı bozan birer illete/virüse dönüşmüş durumdadır. Mûsikî, sesleri kulağa hoş gelecek şekilde terkip ve tertip etmek, ölçülü sesler vasıtasıyla estetik bir tesir ve heyecan husûle getirme sanatıdır. Mûsikî, kelimeler ile anlatılması mümkün olmayan duygu¬ların, heyecanların bu duygu ve heyecanları sezdirecek, duyuracak tarzda tertiplenmiş sesler vası¬tasıyla başka ruhlara aksettirme sanatıdır.
Bu tariflerden anlaşılacağı üzere mûsikînin temel iki direği vardır: Ses ve ölçü. Ölçü vesilesiyle sese güzellik, çekicilik ve tesir kazandırılmaktadır. Taşların işlenmesi, şekillendirilmesi, ustaca dizilmesinden mimarî eserler, renk ve ışıkların uyumundan ve imtizacından tablolar, kelimelerin sanatkârane tertip edilişinden edebî eserler meydana geldiği gibi; seslerin intizamlı dizilişinden ve sesler arasındaki tenasüp ve ahenkten de mûsikî meydana gelir.
Güftedeki zarafet ve nezaket, bestede rikkat ve letafet ile imtizaç edince mûsikî ruha gıda olur. Ancak günümüzde rap müzik diye adlandırılan gürültü kirliliğinde ne sözlerde zarafet ve nezaket var ne de melodide rikkat ve letafet var. Türkiye’deki azgın azınlık tarafından ötekileştirilerek (g)özden düşürülen divan edebiyatımızdan beslenen sanat mûsikîmiz veya halk edebiyatından beslenen türkülerimiz adeta birer edep, ahlak, nezafet ve nezahet abideleridir. İstisnalar var mıdır? Vardır ama “İstisnalar kaideyi bozmaz!” diye bir ilke de söz konusudur.
“Ayıttı ol peri bir gün düşüne girüren bir şeb, Sevincimden nice yıllar geçipdür görmedim uyku” (Zati)
Sevgili, “Bir gece rüyana gireceğim” dediğinden beri heyecandan gözüme uyku girmiyor. Veya
“Güllü dibâ giydin amma korkarım âzâr eder; Nazeninim sâye-i hâr-ı gûl-i diba seni” (Nedim)
İpek kumaştan, gül desenli bir elbise giymişsin de güzelim; korkuyorum o kumaşın üstündeki gülün dikeninin gölgesi seni incitecek. Sözlerdeki iltifat, dildeki nezafet ve nezahet ait olduğu medeniyetteki ahlaki seviyeyi göstermesi açısından fevkalade önemlidir.
Günümüzde rap müzik diye isimlendirilen gürültü kirliliği, bazı bağımlılıklarının alt kültürünü oluşturan ifadelerin dile gelmiş hali olarak ifade edilmektedir. Alkol, uyuşturucu madde, kumar ve pornografi bağımlılığına özendirdiği uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. Müziğin gençlerin duygularını, davranışlarını ve iletişim biçimlerini etkilediği ve rap müziğin problem müzik türlerinden olduğu belirtilmektedir. Rap şarkı sözlerinde: “Alkol ve uyuşturucu madde kullanım ifadeleri”, “kadınları cinsel obje gibi gören, taciz ve tecavüze özendirici kadını aşağılayıcı ifadeler”, “umutsuzluğa ve karamsarlığa iten, şiddet, vandallık ve terörizme özendiren ifadeler”, “adi suçlara teşvik, argo ve küfür ifadeleri” yoğunlukla kullanılan cümleler olarak karşımıza çıkmaktadır. Gençlerin trend topic yaptığı bu gürültü kirliliğinin sözlerinde: madde kullanımının lüks ve keyif verici yönlerinin öne çıkarıldığı, bir güç göstergesi ve sosyal statü olarak reklam edildiği görülmektedir. Mafya, silah, cinayet, şiddet, zorbalık gibi suç unsurlarının mahalle kültürüyle ilişkilendirilerek normalleştirildiği, cinsellik temalı şarkılarda ise kadınlar, duygusallıktan uzak, cinsel bir obje ve metalaştırılmış beden olarak tasvir edilmektedir.
Toplumda bir talep olmamasına rağmen akım, challenge, trend diye arz edilen her türlü ithal proje; kültürümüzü yağmalamaya, kimliklerimizi çalmaya, medeniyetimizi bozmaya devam etmektedir. Türk halk mûsikîsinin, Türk sanat ve tasavvuf mûsikîsinin hükümet diktasıyla yasaklandığı dönemde çağdaşlaşma muasır medeniyet seviyesine ulaşma diye ihdas edilen klasik müzik diye yutturulan kilise müziğinin yerini günümüzde rap müzik almıştır. Ancak Avrupa/Amerika kültürü, muasır medeniyet diye ambalajlanan seküler hayat tarzının Epstein Kültürü olduğunu tüm dünya bütün çıplaklığıyla gördü. Hâlâ göremeyenler varsa rap müzik dinlesin…!