*Özellikle vurgulamak isterim ki bu yazı herhangi bir bilim grubu, bilim inancını, düşünceyi veya bilime uygun faaliyeti değil; somut eylemleri konu almaktadır. Yapay zekâ için milyonlarca kitap yakıldı. Anthropic'in gizli projesi panama projesi mahkeme belgelerinde artık ispatlandı. Claude adlı yapay zekâ modelinin geliştiricisi Anthropic’in, yapay zekâ sistemlerini beslemek için milyonlarca fiziksel kitap satın aldı, kitapların ciltlerini söküp sayfalarını keserek yüksek hızlı tarayıcılardan geçirdi ve ardından nüshaları imha etti. Amerika’daki açılan telif davasında, mahkeme şirketin milyonlarca kitap satın aldığını ve imha ettiğini doğruladı. Mahkeme kararında bu işlem açıkça yakıcı tarama olarak tanımlandı. 2024’ün başlarında hızlandırdığı proje kapsamında yaklaşık bir yıl içinde on milyonlarca dolar harcayarak milyonlarca fiziksel kitap satın aldı.
* Anthropic, kitapları yüksek kaliteli insan üretimi metin olarak değerlendiriyor. İnternetteki metinlerin giderek daha fazla yapay zekâ üretimi içerikle karışmasının model kalitesini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Yapay zekâ çağından önce yayımlanmış kitapların dil modelleri açısından daha değerli olduğu düşünülüyor. Anthropic’in oluşturduğu dijital koleksiyondan seçilen kitap grupları, daha sonra Claude gibi şirketin yapay zekâ hizmetlerinin arkasındaki büyük dil modellerinin geliştirilmesinde kullanıldı. 7 Milyondan fazla korsan kitap kopyası edinildi. Mahkeme, satın alınan fiziksel kitapların taranmasıyla korsan olarak elde edilen dijital kitapların aynı hukuki durumda olmadığına hükmetti. Korsan kitaplar üzerinden açılan telif davasında Anthropic yazarlarla 1,5 milyar dolarlık uzlaşmaya gitti. 482 binden fazla eser ve hak sahiplerine eser başına yaklaşık 3 bin dolar ödeme yapıldı. Bu, Anthropic’in fiziksel kitapları satın alıp keserek taramasının mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunmasından kaynaklanmıyor. Uzlaşmada şirketin korsan kaynaklardan elde ettiği kitap kopyaları var.
*Türkiye'nin %75'i düzenli kitap okumuyor. Kitap okuyan ve okuma alışkanlığına sahip olanların oranı ise sadece %25 seviyesinde kaldı. Kişi başına düşen yıllık ortalama kitap okuma sayısı 6 kitaptır. Amerika yılda ortalama 17 kitap ile ilk sırada, Hindistan 16 kitap, İngiltere 15 kitap ve Fransa 14 kitap ile takip ediyor. Avrupa ülkeleri genel olarak haftada 5 ila 7 saat arasında kitap okumaya zaman ayırıyor. Bu veriler okuma kültürünün ekonomik gelişmişlik ve eğitim düzeyiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.
*Kitapları doğradılar. Nadir kitapları, az baskısı olan kitapları, az bilinen kitapları, belki de tek baskısı olan kitapları önceden belirlenmiş, dünyanın dört bir yanından güçlü ve toplu siparişlerle sahaflardan, kitapevlerinden, kütüphanelerden satın aldılar. Peki, bunu niçin yaptılar? Rakiplerinden birkaç adım önde olmak için mi? Modern dünyada yapay zekâ şirketleri sadece makineler düşünsün ve bilsin diye kitapları doğuruyorlar. Mahkeme diyor ki biz bu işin bütün dava yazışmaları açıklayın ki konu daha da şeffaf olsun. Yazışmalar açıklanırken bir şey fark ediliyor. Antropik'in şirket içi yazışmaların da. Dünyadaki tüm kitapları yıkıcı bir şekilde tarama hedefinden söz ediyorlar. Parama projesinde bu şirket içi yazışmalar. Dijitalden şikâyetçi olabiliyoruz ya. Yıllardır bu konuşuluyor. Basılı kitaplar var ama dijital daha arttı. Her şey dijitale aktarıldı. Bu hem bilginin güvensizliğidir. Baktığımız zaman internette şu anda ücretli veya ücretsiz dijitalde o bilgiler duruyor. Bu kitaplar dijital olarak taranıyor ve bir yapay zekâ modülünün eğitimi için kullanılıyor. Sizin o kopyayı bulma şansınız yok. Artık sadece makine biliyor o kitabı ve siz bu kitabın basılı ve dijital bir örneğini bulamazsanız yapay zekâdan da öğrenemeyeceksiniz. Bu ne anlama geliyor? Bana bunları anlat deyip bir soru sorduğunuz zaman ancak onun bilgilerine kalmış oluyorsunuz. Çünkü bütün artık materyal orada ve sizin bunu teyit etme şansınız yok. Böylesine korkunç bir şeyden bahsediyoruz şu anda. Dolayısıyla bu tüm basılı kitapları aslında bütün datayı tekeline alma projesi. Özellikle 1970 yılı sonrası kurgu dışı, nadir baskısı olan hatta tek baskısı olan. Bunun içerisinde bu arada mesleki kitaplar da var, teknik kitaplar da var. Çünkü orijinallerine toplarsan daha sonrasında bunun çoğaltılması da tehlikeye girecek. Tarihimizi çalıyorlar ve insan tarihin öznesidir. Teknofeodeller ise insanı özne olmaktan çıkartıp kendilerine ait bir tarih yazmak istiyorlar bu eserleri tek bir kopya olacak şekilde alıyorlar. İnternette açık kaynak olarak yer alanların dışında dark data yani karanlık veri diyebileceğimiz aslında dijitalde olmayan basılı materyallere göz dikmiş durumdalar. Ancak telif hakkı ödememek için bunları alıyor, paramparça ediyor, dijital olarak tarıyor ve kendi yapay zekâsının zihnine gömüyor onları. Yani bir kopya yok. Dolayısıyla burada bir dijital sömürgecilikten bahsedebilir. Bu durum bilginin kamusallaşması yerine birkaç milyarder şirketin elinde kapsüllenmesi anlamına geliyor. İnsanın önünde bir engel olmadığında ve elinde çok sınırsıza yakın bir para olduğunda, sınırsız derecede bir para olduğunda ne önünde bir engel olmadığında ne kadar sonuna kadar gidebildiğini gösteriyor. Hukuk, yasa ve bunları işleten mekanizmalar. Yapay zekâyla ilgili bir düzenleme devletler tarafından, uluslararası hukuk tarafından oluşturulmadı. Hatta bırakın yapay zekâyı 90'ların başından itibaren internetle ilgili derli toplu bir yasal düzenleme getirilemedi zaten. Yani hep böyle erişim engelleri getiriliyor. Yasaklar konuyor. Hesaba erişime engeli getiriliyor, kısıtlama oluyor, komple bütün platformu kapatıyorlar. Devletler ellerindeki bütün dijital arşivleri bir gün yapay zekâ devlerine eğitme için verse daha sonra da o dijital arşivin tamamı silinse bu durumda biz kendi tarihimizi, kayıtlarımızı, yapılanı, edileni tüm yapıyı yapay zekanın insafına bırakmış olacağız.
* Sonuç olarak, bir şirketin zeka satmak için insanın zekasını yok etme girişimidir bu.
Kitaplarımıza sahip çıkmalıyız. Kitapsız olmamalıyız. Üşeniyorsunuz. Antropik üşenmiyor. Kitap okuyalım. Neden okuyalım? Odaklanmak için okuyalım. Neye odaklanalım? Yeri geldiğinde düşmanımıza odaklanalım. Yeri geldiğinde problemlerimize odaklanalım. Odaklanmak için de kendimizi bilelim. Eğer odaklanırsak elde edeceğimiz çözümler içinde üşenmeden hareket edelim ve odaklanmak için de yavaşlamak gerekiyor. Yavaşlamayı talep etmeliyiz. Bize hayat olarak dayatılan şey bu olmak zorunda değil. Kitap okumak, bilgiyi öğrenmek, bilgiyi işlemek, paylaşmak, talep etmek, ilerlemek. Ne için? Karşımızda büyük şirketler, büyük yapılar var.