Osman Uzunkaya

Umuda tutundum

Osman Uzunkaya

            Neyim varsa maşuka vakfettim, her şeyimi serdim ayaklarının altına. Ömür denen sermayemi vuslata adadım, başka bir şey istemedim Rabbimden. Gönlüm sevgisiyle çağlar oldu tıpkı coşkun nehirler gibi. Ne dilimden adı, ne de gönlümden sevgisi eksildi. Baktığım her yerde onu görür, gül yüzünü ve o ince endamını temaşa eder oldum. Güller ona benziyor diye gül dalını okşayan rüzgârı kıskandım. Keşke rüzgâr olsaydım diye iç geçirdim hayli bir zaman.  

             Onunla ıhlamur ağacının altında buluştuğumuz gün, zihnimin bir köşesine kazınmış silinmemecesine.  Diğer yaşadıklarım mı? Onlar fulü ve karanlık. Var mı, yok mu belli değil. Böyle olunca yaşadığım zaman ikiye bölündü ister istemez, senden önce ve senden sonra diye. Seni sevmeden önceki hayatım sadece nefes alıp vermekle geçmiş meğer. Demek ki hiçbir şeyin farkında olamamışım seni fark edene ve sana rastlayana kadar.  

             Beklemesini bilirim, sabırlıyım. Üstelik sana kavuşuncaya dek çekeceğim hasrete de razıyım. Okyanusların amansız kasırgasına dirense de ruhum hala ümit varım. Ümidim gönlümden büyük, gönlüm de ümidimden. Ancak bir endişe kemirir içimi. Neredesin, nasılsın diye meraklanır dururum. Ne olur aramasan da bir haber gönder; gönder ki rahatlasın içim, durulsun gönlüm. Bari umuda bel bağlayıp ruhumdaki o amansız kasırgaya dur! Diyebileyim. Sen buralardan gittin gideli mecnundan beter oldum. Hep seni düşünür ve özleminle yanar dururum yıllardır.  Kaybolduğum sabahsız gecelerin karanlığında Ay ışığından medet umdum. Yıldızlara seni sordum, haber gelir mi diye bekledim geceler boyu. Gel gelelim haber yerine ilham geldi. Bunda da hayır vardır dedim ve aldım elime kalemi. Senin için bir şeyler yazdım, yazmakta buldum teselliyi ve sayende şair oldum sonunda. 

             Dileğim ve duam odur ki, gülü saran rüzgâr duygularımla bezediğim bu dizeleri bir cemre misali yağdırsın gönül toprağına. 

             Ay ışığı karanlığı yararken/ Yıldızlara adresimi sor da gel/ Seher yeli saçlarını tararken/ Yalnızlığı zincirlere vur da gel/ Gökkuşağı renklerinde giyinip/ Bir yaz günü yağmur ol da düşte gel/ İçindeki umutsuzluğu yenip/ Kuşlar gibi kanatlanıp uçta gel!

             Adresimi biliyorsun; o küçük dağ köyünde yamaca bağdaş kurmuş okulun tek derslik sınıfının çilekeş öğretmeniyim. Üç öğrencim var bir de kedim, başka kimsem yok! Sensizlik yakama yapışalı beri ne gecem belli ne gündüzüm. Şimdilerde reyhan kokulu dağlara vurdum kendimi. Dağlardan, tepelerden; gökyüzünde uçan kuştan, ormancı Haydar çavuştan medet umuyor ve hala senden haber bekliyorum. Dedim ya ümit varım diye. Umuda tutunup yaşıyorum işte. Adına yaşamak denirse eğer. 

            Sevgiyle kalınız. 

Yazarın Diğer Yazıları