Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Enflasyon ne kadar olsun istersiniz?

Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Ülkeler arası ekonomilerin karşılaştırılması ve içsel değişkenleri açıklanmasında yetkili kurum, resmi istatistik kurumlarıdır. Ülkemizde bilindiği gibi bu işlevi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yerine getirmektedir. TÜİK tarafından açıklanan tüm veriler, ülke içi ve diğer ülkeler tarafından kabul edilmekte ve ona göre yorumlanmaktadır. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından belirlenen Avrupa İstatistikleri Uygulama Esasları (ES-CoP), Avrupa İstatistik Sistemi Kalite Güvence Çerçevesi (ESS-QAF) ve diğer uluslararası kabul görmüş iyi uygulama belgelerine dayalı olarak  çalışan TÜİK’in hesaplama sistem AB normlarına ve teamüllerine göre yapılması konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. O zaman, madem hesaplamalar Eurostat’ın koyduğu esaslara göre yapılıyorsa, ülkemizde neden TÜİK verilerine özellikle de açıklanan enflasyon oranlarına kamuoyunun büyük bir kısmı tarafından şüpheyle bakılmakta ve güven duyulmamaktadır? sorusu ve sorgusu sürekli ülkemiz gündemini işgal etmektedir.

Halkımızın yine önemli kısmı geçim sıkıntısı çeken, aldığı maaşla bir ayını geçirmeye çalışan kamu çalışanı bir memur ve işçi yada, asgari ücretle veya biraz üzerinde bir gelir edebilen özel sektör personeli, emekli veya küçük esnaf / ticaret erbabı ise, hükümet tarafından maaşına yapılan zam oranı ile çarşı – pazarda ihtiyaçlarını gidermek için satın aldığı temel mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki yüksek artış sonucu nominal gelirinin artmasına rağmen reel gelirinin azaldığı gerçeğiyle yüzleştiğinde, TÜİK tarafından açıklanan başta enflasyon olmak üzere birebir gelirini ilgilendiren hemen hiçbir veriye, doğru bile olsa artık güven duymamaya başlamaktadır. Sonrasında ekonomi içinde faaliyetlerini sürdüren tüm ajanların, reel gelirlerinin azalmaması adına sattıkları her şeye (hammadde, ara mal, mal, hizmet) zam yapma yoluna gitmesiyle fiyatlar genel seviyesi (Enflasyon = TÜFE = Manşet Enflasyonu) kartopu misali katlanarak artmaktadır. Tüm bunlara ilave olarak adeta kör göze parmak hesabı, vatandaşların açıklanan veriler konusunda şüphelerini ve güven duymamalarını haklı çıkarırcasına TÜİK, 2026 yılından itibaren enflasyon hesaplama sisteminde; Türkiye geneli için tahmin veren 81 ilin tamamı ve 239 ilçe, 39070 işyeri ve 5246 konut (kira), 428 madde, 972 madde çeşidi için her ay yaklaşık 636 640 fiyat derlenmesi, baz yılı olarak 2025=100 temel yıllı alınması, ana harcama gruplarının sayısının bir artırılması ve ana harcama kalemlerinin ağırlıklarının değerlendirilmesinde  bir takım değişikliklere gitti. Yapılan söz konusu değişiklikler TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine zaten düşük olan güveni daha da aşağı çekecek unsurları bünyesinde barındırmaktadır. Örneğin konut açığının yaşandığı ülkemizde, konut yapımıyla ilgili tüm yan sektör ürünlerine olan talebin artması ve buna bağlı olarak enflasyonu yükseltmemesi yönünde etki yapması kesinken, TÜFE sepetinde ağırlığının % 15.22’den %11.40 gibi önemli oranda azaltılması, hesaplama doğru olsa bile vatandaşın maruz kaldığı fiyatlarla TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları ile bağın koptuğunu ve enflasyonun olduğundan düşük göstertildiği anlamına gelmektedir.

TÜİK tarafından bu şekliyle  yenilenen hesaplama sistemine göre TÜFE başta olmak üzere Yi-ÜFE gibi  açıkladığı tüm verilerin, önümüzdeki günlerde tartışılacağı anlaşılmaktadır. Keşke yenilenen TÜFE hesaplanması, hayatın akışını tam anlamıyla yansıtan değişiklikleri içerseydi de, TÜİK’in güvenilirliğindeki aşınma dursaydı. 

Yazarın Diğer Yazıları