Birkaç gün önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yerli basın mensuplarına verdiği bir röportajda Azerbaycan’ın Gazze’ye barış gücü gönderip göndermeyeceği sorusuna muhatap oldu. Aliyev bu konuda son derece net ve açık bir cevap verdi. Ancak Türkiye’deki bazı sosyal medya hesapları, Aliyev’in sözlerini adeta cımbızla çekerek bağlamından kopardı ve meseleyi bambaşka yönlere taşıdı.
Durum böyle olunca, konuya açıklık getirmek adına Aliyev’in bu meseleyle ilgili yaptığı açıklamanın tam metnini sizinle paylaşmayı uygun gördüm. İşte Gazze’ye barış gücü gönderilmesi sorusuna verdiği cevabın tamamı:
“Bize bu yönde başvurular iletildi. Elbette bu konuda bir karar almadan önce, yapılacak faaliyetlerin yetkisinin ne olacağını ve ne tür operasyonların söz konusu olabileceğini açık biçimde anlamamız gerekir. Irak’ta, ondan önce Kosova’da ve ayrıca Afganistan’da barışı koruma operasyonlarına katılmış bir ülke olarak bu tür faaliyetlerin yapısını çok iyi biliyoruz.
Gazze Şeridi’ndeki duruma gelince; kanaatimize göre yetkinin kim tarafından verileceği ve bu yetkinin içeriğinin ne olacağı hâlâ net değildir. Söz konusu olan barışı koruma mı, yoksa barışın zorla tesis edilmesi mi (İngilizcede ifade edildiği gibi “peacekeeping” mi yoksa “peace enforcement” mı) olacaktır. Bunlar birbirinden tamamen farklı iki kavramdır. Doğal olarak biz ikincisine hazır değiliz ve zaten hiçbir zaman böyle bir katılımı öngörmedik. Afganistan’daki barışı koruma görevimize gelince; şanslıydık ve aynı zamanda izlediğimiz tutum sayesinde hiçbir kayıp vermedik. Yıllar boyunca can kaybı yaşanmadı; çünkü görevimizi stratejik tesislerin korunmasıyla sınırlı tuttuk. Hiçbir zaman çatışmalara katılmadık ve Azerbaycan sınırları dışında yürütülen savaşlara katılmak tarafımdan genel olarak da düşünülmemektedir.
Amerikalı ortaklarımızın dikkatine sunduğumuz ikinci husus şudur: Ülkem saldırıya uğramış, Birinci Karabağ Savaşı’nda çok ağır kayıplar vermiştir. Bununla birlikte, sayıca daha az olsa da, İkinci Karabağ Savaşı’nda da kayıplar yaşanmıştır. Azerbaycan’ın her bir vatandaşı bizim için değerlidir.
Biz zor durumda kaldığımızda kaderimizle baş başa bırakıldık. Bizi savunan olmadı. Filistin’e duyduğum tüm saygıya ve acılarını paylaşıyor olmama rağmen, Filistin de bizi o kadar da savunmamıştır. Evet, İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde herkesin desteklediği kararlar vardı ve bunun için tüm ülkelere müteşekkiriz. Aynı şekilde Azerbaycan da hem Birleşmiş Milletler’de, hem Bağlantısızlar Hareketi’nde hem de İslam İşbirliği Teşkilatı’nda her zaman Filistin’i ve Filistin devletinin kurulmasını desteklemiştir. Azerbaycan’da Filistin Büyükelçiliği faaliyet göstermektedir ve bu da Azerbaycan’ın mali desteği sayesinde mümkün olmuştur.
Arap Birliği vardır, Arap Birliği’nin tutumu mevcuttur ve bu tutum yeterince açıktır. Biz de buna uygun hareket ediyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kararları vardır ve biz de bu kararları kabul etmiş ve uygulamaktayız.
Orta Doğu’daki herhangi bir faaliyete olası katılımla ilgili olarak, biz yirmi sorudan oluşan bir müracaat hazırladık ve bunu Amerikan tarafına ilettik. Bu sorulara açıklık getirilmeden Azerbaycan’ın herhangi bir misyona katılımı söz konusu değildir.”
Burada bir hususun daha altını çizmek isterim. Normal şartlarda İsrail ve ABD, Gazze’ye Türkiye’nin barış gücü göndermesini istemedikleri için bunun yerine Azerbaycan’ı devreye sokmak istemiştir. Azerbaycan ise bunu kabul etmeyerek, bir anlamda Türkiye’nin de önünü açmaya çalışmıştır. Gelecek günlerin neler göstereceğini ise hep birlikte izleyip göreceğiz.