Yeni yetişen gençlikle ilgili büyüklerden hep şikâyet geliyor. Diğer taraftan birileri “Z kuşağı” diyerek ayrı planlar kuruyor. Peki işin gerçeği nedir? Evet, gerçekten de yeni kuşak ile eski kuşak arasında farklar var; ancak bunun sebebi onların farklı olması falan değil. Neticede bunların hepsi bizim evlatlarımız. Hiçbiri gökten zembille inmedi; bizim soyumuzdan geldi. Bizim yediklerimizi yiyip, bizim havamızı soluyup, bizim içtiğimiz suyu içiyorlar.
Peki o zaman bu neslin neyi farklı? Cevap: iletişim yolu. Yani buradaki mesele, yetişme tarzının farklılığından ziyade üslubundadır. Eski klasik üsluplarla yeni nesli yetiştiremezsiniz. Bu, aksine uçurumu oluşturur. Ancak vermek istediğimiz terbiyeyi, millî ve manevi değerleri onların üslubuyla çocuklara rahat bir şekilde aşılayabiliriz. Eğer onlarla iletişim dilini yakalayabilirsek aynı anda birçok kişiye ulaşabilir ve vermek istediğimiz terbiye ve değerleri hızlı biçimde aktarabiliriz.
Biz onlara gereken şekilde ulaşamadığımız için onlar bizi anlamıyor, biz de onları anlayamıyoruz. Netice olarak bizde bulamadıklarını başkasında alıyorlar. Çoğu zaman da buldukları sağlıksız olduğu için manevi bir açlık içerisinde kalıyorlar. Oysa bizim onlara vermek istediğimiz değerler, onların üslubuyla ulaştığında hemen benimsiyorlar.
Buna en güzel örnek, hiç şüphesiz son zamanlarda herkesin diline dolanan “Kâbe’de hacılar hu der Allah” ilahisidir. Haftalardır sosyal medyayı kasıp kavuran bu ilahi, özellikle yeni neslin favorisi oldu. Aslında bu ilahi yıllardır var. Fakat biz bunu genç nesle ulaştıramadığımız için onlar bundan ya habersizdi ya da dikkatlerini çekememiştik. Ancak birçok kişinin ifade ettiği gibi, beş-altı ay önce saçma sapan bir şekilde havlayan bir müziği söyleyen çocuklar bir anda “İzin ver de yolunda ölelim Allah” demeye başladı.
Düşünsenize, bundan önce sadece zararlı ritimler üzerine kurulu, saçma sapan; hatta bazen küfür ve cinsellik kokan sözlerle evlatlarımızın benliği zehirlenirken bir anda Allah’ı zikre döndü. Demek ki zararlı şeyler olduğu gibi biz de o iletişim kanalından doğru, temiz ve güzel şeyler iletirsek algıları açık olan çocuklarımız hemen onu kapar. Günümüzde artık teknolojiden ve sosyal medyadan uzak durmak mümkün değildir. Siz uzak kalsanız evlatlarınız kalmayacak; onlar kalsa dostları, arkadaşları uzak kalamayacak. Netice olarak mutlaka bir gün bununla yüzleşeceksiniz.
Bunu uzaklaştırmak yerine teknoloji ve sosyal medyayı faydalı içeriklerle, kendi millî ve manevi içeriklerimizle doldurursak çocuklarımıza mesajı onların anladığı şekilde ve onlara ulaşacağımız iletişim kanalından iletebiliriz. Son zamanlarda gerçekten sosyal medyada faydalı içerikler üretilmeye başladı. İşin en güzel yanı da bunu yapanların bazılarının bizzat yeni kuşak olmasıdır. Hatta ben kendim bile bu gençleri takip ediyor, içeriklerini hayranlıkla izliyorum. Bilinen bir şey bile olsa teşvik olması açısından desteklemek gerekir. Bununla beraber sosyal medyanın gücünü ve yeni nesle nasıl ulaşılacağının metodunu fark edenler, bununla ilgili içerikler hazırlıyorlar. Geri dönüşler ise oldukça olumlu oluyor. Onlar bizim evlatlarımız ve geleceğimizdir. Geleceğimize sahip çıkmamız hepimizin görevidir.