Allah’ın izni ve inayetiyle nihayet 11 Ayın Sultanı Ramazan’ı karşılamanın sevinç içerisindeyiz. Geçen gün sosyal medyada Ramazan’la ilgili gördüğüm bir video çok hoşuma gitti. Ünlü isimlerin konuşmalarından düzenlenen video “Ramazan’ın ruhunu en iyi yaşatan şehir Konya” cümlesiyle başlanıyor ve Konya’da Ramazan görselleriyle devam ediliyor. Evet, gerçekten de Konya’da Ramazan ve Ramazan’ın ruhu çok başka, çok güzel oluyor. Bu şehirde Ramazan olduğu hissediliyor.
Fakat şunu da samimi olarak söylemem gerekiyor ki maalesef eskiden bu daha çok hissediliyordu. Benim Konya’daki ilk Ramazan’ım 2006 yılındaydı ve o zamanın ruhu çok daha güzeldi. Hem o zaman tanıştığım Konyalılar hem de Konya’nın yaşlılarından duyduğum ve bizzat kendimin de şahit olduğum bir durum vardı: Ramazan boyunca oruç saatlerinde lokantalar, kafeler, yiyecek ve içecek satılan yerler kapalı olurdu. Ramazan’da açık olan dükkânları ise yerli Konyalılar unutmaz, oraları boykot eder; kimse oralardan bir şey yemez ve içmezdi. Hamdolsun, bunu yapan işletmeler hâlâ var. Onları bir kez daha tebrik etmek istiyorum.
Ancak maalesef günümüzde dindar görüntüsü vererek Konya’nın maneviyatı üzerinden takipçi toplayan bazı sosyal medya içerik üreticileri de var ki üstelik Ramazan’ın adını kullanarak kendi kafe ve lokantalarını reklam ediyorlar. “Ne var bunda?” diyebilirsiniz. Mesele şu ki bu kişiler “Ramazan ayına özel olarak”, “Ramazan’ın bolluk, bereket ve paylaşma ayıdır” diyerek kafelerinde öğle vaktinden gece yarısına kadar devam eden indirim kampanyası yapmışlar. Düşünsenize, Ramazan ayına özel indirim diyerek öğle vakti bir içecek alana birini de bedava veriyorlar. İtiraz edince de “Ne var bunda? Oruç tutanlar iftardan sonra gelsin, oruç tutmayanlar da öğlen gelebilir” diyorlar. Üstelik bu durumu sorgulamamızı da kınıyorlar. Vallahi şaşırmamak elde değil. Osmanlı’da meşhur bir hikâye olarak anlatılır; Ramazan ayı boyunca gayrimüslimler bile Müslümanlara olan saygılarından dolayı onların önünde yiyip içmezdi. Ancak günümüzde bunu kendine Müslüman diyen birisi, üstelik Ramazan kampanyası adı altında yapıyor. Akıl alır iş değil.
Bir diğer mesele de Konya’da etliekmeğiyle meşhur bir lokantanın, bir kişilik etliekmek menülü iftar için 1500 TL civarında fiyat vermesidir. Piyasaya baktığımda daha da şaşırdım. Çünkü neredeyse düzgün bir iftar yemeği Konya’da 2000–3000 TL civarında satılıyor. Yahu Allah’tan korkun! Böyle fiyat olur mu? Evet, malzeme fiyatları pahalı; ancak bu kadar da değil. Ramazan’dan bir gün önce 600–700 TL olan fiyatlar 3000 TL’ye fırlamış. İslam ümmeti bu kadar yokluk içerisindeyken, bu fırsatçılara bu parayı vermenin hesabını Allah sorar. İftar evet, iftardır; fakat bu artık iftar değil, israfa giriyor. Farz olan bir ibadeti, Allah’ın “onun mükâfatını da ben vereceğim” dediği orucunuzu israf günahıyla kirletmeyin. Oraya vereceğiniz parayı, kuru ekmek bulmakta bile zorlanan mazlum Müslümanlara iftar için gönderin.
Bir hadisinde Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78.)
Benim gücüm yeten buydu; vazifemi yapıp bunu size ilettim. Gerisi artık sizin işiniz.
Hayırlı Ramazanlar.