Yunan’ı Denize Dökme Gününde, Osmanlıya Düşman Yunan’a Dost Paradoksu

İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşunun 100. yılı nedeniyle düzenlenen etkinlikte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Osmanlı Devleti’ne yönelik nefrete varan açıklamalarda bulundu. Soyer; "100 yıl önce bu toprakları yönetenler gaflet, delalet (dalalet demeliydi) ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları ve çocukları hiç düşünmediler. Sadece saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar. İnsanlık onurumuzu, bağımsızlık tutkumuzu ve yaşam hakkımızı ayaklar altına aldılar… Tarihçi olmaya gerek yok. İlkokul üçüncü sınıf bilgimle söylüyorum ki Vahdettin haindir." diyerek Osmanlı'yı hedef aldı. Yunan’ın denize döküldüğü günün kutlamasında Yunanistan'a toz kondurmadı, Türkiye'nin haksız olduğunu seslendirdi. Garip değil mi? Yunan’ı denize dökme gününde, Osmanlıya düşman Yunan’a dost ol. Bu nasıl paradoks! Anlayan beri gelsin.

Demek ki, Yunanlılar geldikleri gibi gitmemişler. Hepsini denize dökmemişiz. Bir kısmı bizim topraklarda kalmış.

İzmir kalesine Yunan kralı Agamemnon adını veren Tunç Soyer, daha önce de İzmir bayrağı ve İzmir parası bastıracaklarını söylemişti.

Yalan söyleyen tarihin utanmazına, 15 Temmuz 2005'te, mensubu olduğu partinin eski lideri ve eski başbakan Bülent Ecevit, kendisiyle yapılan röportajda şöyle cevap vermişti: "Ben Vahdettin için hiçbir zaman hain demedim. Çünkü ne kadar zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamıştı. Yine de çok önemli işler yaptı. Kurtuluş Savaşı'na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul'dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulunduSultan Vahdettin ülkeden ayrılırken devleti soymadı. Vahdettin 'aman şu Osmanlı Devleti yıkılsın da ben de kurtulayım' diye hareket etmedi."

CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit de “Biz Avrupalı olmaya hazırız. Hele İzmirliler gerçekte bu işe çok hazırlar. Orası (galiba Yunanistan demek istiyor) demokrasiye ve Avrupa’ya açılan bir kapı gibidir. Biz bazen diyoruz ki gerekirse İzmir ayrılsın yani. Biz onlarla (Türklerle) beraber bu şartlarda yaşamayı istemeyiz.” demişti.

Bu kafa, “Kendi değerlerine düşman, düşmanın değerlerine hayran” olan hastalıklı bir kafadır. Bunlar, Olympos dağının çocukları… Olympos dağının çocukları, oldum olası Hıra dağının çocuklarına ateş püskürür, içlerindeki kini boşaltır.

Oldu olacak, gelecek yıl İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü Atina’da kutlasınlar. Çünkü bunlar Atina’nın, Türkiye’deki sesi vazifesini görüyorlar.

Tunç Soyer’e tokat gibi cevabı da İzmirli, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın verdi: "Sen kimsin ulan! İzmir'in her yerini pislik götürüyor, balıklar bile isyan ediyor sana! Sen nasıl Türk milletine, Osmanlı'ya dil uzatırsın. Türk'ün en büyük zafer gününde, Yunan'ın kaçtığı günü anlatmıyor… Yazıklar olsun sana" dedi.

Cumhuriyet sonrası tek parti istibdadında; camilerde Kur’an öğretmeyi yasaklayan, öğreten hocaları jandarma dipçiği ile karakollara götürüp işkence ettiren, koca bir milleti bir gecede cahil bırakan, İslam karşıtı devrimlere uymayanları ve âlimleri darağacında sallandıran, ezanı on sekiz sene baskı ve dipçik zoruyla Türkçe okutan, camileri ahıra çeviren ve toplumu, cenaze yıkayacak adam bulamayacak kadar cahilleştiren ezeli İslam düşmanı bir partinin belediye başkanından da ancak bu beklenir. Yunan da bu topraklara hâkim olsaydı aynısını yapardı. Onun için kanları onlara ısınıyor. Cibilliyetleri onlara bunu emrediyor. Bu Cibilliyeti bozuklar, İslam’ın toplumda yer etmesine asla dayanamazlar. Onların, Müslümanlara karşı içlerinde kin aysbergi taşıyan ve Müslümanların başarılarını gördükçe de kudurarak kinlerinden parmaklarının uçlarını ısıranlar olduğunu açıklar Kur'an... Onlara "KİNİNİZLE GEBERİN" dememizi ister.

Buyurun, Âl-i İmran suresindeki o ayetlere kulak verelim, iç röntgenlerini nasıl ortaya koyuyor:

"Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri sırdaş edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. ŞİDDETLİ ÖFKE, AĞIZLARINDAN TAŞMAKTADIR; KALPLERİNDE GİZLEDİKLERİ İSE DAHA DA BÜYÜKTÜR. Aklınızı kullanırsanız, size ayetleri açıkladık. Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "KİNİNİZLE GEBERİN." Şüphesiz Allah, içinizde saklı duranı bilendir. Eğer bir iyilikle karşılaşırsanız bu onları üzer; başınıza bir kötülük gelince de memnun olurlar. Ama eğer zorluklara karşı sabreder ve samimi davranırsanız, ruh olgunluğu gösterirseniz, onların hileleri size hiçbir zaman zarar veremez. Zira Allah onların bütün yaptıklarını kuşatıcıdır." (Âl-i İmran:118-120)

Meseleyi bu ayetler çerçevesinde düşünüp dostumuzu ve düşmanımızı ona göre tanıyalım. Çünkü biz, haini bol olan bir milletiz. Abdülhamit’in etrafı hep hainlerle doluydu. Bugün de etrafta hainlerden geçilmiyor.

İçimizdeki hainler ve beyinsizler yüzünden bizi helâk etme, üstesinden gelemeyeceğimiz bir yük yükleme Allah’ım!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.