1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

  3. GİRDABIN İÇİNDEN ÇIKMAK
Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Yazarın Tüm Yazıları >

GİRDABIN İÇİNDEN ÇIKMAK

A+A-

Dünya kamuoyu, Kasım’da yapılacak ABD ara seçimleri ile, yine başını ABD’nin çektiği İran’a yönelik yaptırımların ikinci aşamasının başlayacağı 4 Kasım’a ve sonrasında nelerin meydana gelebileceği üzerine odaklanmış durumdadır. Dış ticaret açığı verdiği ülkelere kaliteli ve rekabet üstünlüğünü barındıran üretimle karşılık verme yerine, mahalle kabadayısı edasıyla korumacı ekonomi politikalarını dayatmayı kabul ettirmeye çalışması, buda yetmeyince Trump’ın tehdit yoluna başvurması, çözüme kavuşmayı bekleyen en önemli sorun olarak dünya önünde durmaktadır. Kısa vadede büyük resim böyle iken, küresel bazda reel ve finansal sektör verilerinin istikrarlı bir trend takip edeceğinin beklentisi de büyük hayaldi, zaten öyle de oldu. ABD borsaları sürekliliği belirsiz de olsa yükselirken, ABD ile karşılıklı gümrük tarifelerini artırarak adeta düelloya girişen dünyanın fabrikası niteliğindeki Çin ekonomisinin büyüme ile ilgili yavaşlama sinyallerinin gerçekleşmesi, küresel durgunluk tehlikesini beraberinde getirmektedir. Trump’ın da zaten bildiği ve sonunda en azından diğer ülkeler kadar ABD ekonomisini de yavaşlatacak sonuçlara yol açacak korumacı politika sevdasından kısa sürede vazgeçmesi, tüm dünya için bir şans olacaktır. Değilse reel ve finansal sektörle ilgili istikrarsızlıkların yol açtığı belirsizlik odaklı, doğrudan sabit yatırımların azalmasına ve dolayısıyla da istihdam düzeyinin düşerek ekonomileri stagflasyona sürükleyecek, hatta ABD’nin korumacı politikalarda ısrarını devam ettirmesi, Çin ile giriştiği bilek güreşine AB, Kanada, Meksika, Brezilya gibi ülkelerin ABD’ye kendi ekonomik çıkarları adına karşılık vermeleri, durgunluğu daha da derinleştirerek küresel ekonominin slumpflasyona sürükleme riskini dahi getirecektir. 

          Global ekonominin geleceği öncelikle Trump fantezileri nedeniyle risk altındayken, ABD’nin İran’a yönelik başlattığı ekonomik ve siyasi baskı, karamsarlığı bir kat daha artırdı. Üstelik ABD’li yetkililerin İran ile ticaret yapan ülkelere de, bir şekilde yaptırımlar uygulanabileceği şeklindeki açıklamaları tuz biberi oldu. Bu noktada kış mevsimine ve soğuk günlere girdiğimiz bu günlerde, İran’dan ciddi düzeyde bir petrol ve doğal gaz ithal ettiğimiz göz önüne alındığında, ABD ile ilişkilerin ne yöne gideceğini de zaman gösterecektir. Her ne kadar Brunson olayından sonra ilişkiler biraz iyileşmeye başlasa da, ülkeler arası ilişkilerde kural tanımadığı için, ABD politikalarına fazla güvenmemek atılacak en önemli adım ve yaklaşımdır.        

          Bu kadar soru işaretlerle dolu dünya ülkemiz için, istikrarlı bir ekonomi ve siyaset beklentisine girilmesi fazla iyimserlik olacaktır. DXY Endeksinin yükselmesi, ABD borsalarının ve Shanghai Endeksinin düşmesi, Eylül ayı ABD dayanıklı mal talebinin yükselmesi, Çin ekonomisinde yavaşlama sürecine girilmesi, ABD’de yeni konut satışlarının düşmesi, imalat PMI endeksinin yükselmesi, Nasdaq ve Nikkei Endekslerinin düşmesi, İtalya başta olmak üzere İspanya ve Portekiz ekonomilerinin kötüye gidiş sinyalleri vermesi, Brexit konusunda anlaşmaya varılmaması, Euro bölgesi üretim ve hizmetler PMI verilerinin düşmesi, petrol fiyatlarının istikrara kavuşması olasılığının görüş ayrılıkları nedeniyle kısa vadede beklenmemesi gibi dış alem gelişmelerine bakıldığında, keskin iniş ve çıkışlar içinde olduğu görülmektedir. Ülkemiz içindeki ekonomik gelişmelerin ise aynı şekilde stabil olduğunu söylemek de, finansal piyasalardaki iniş çıkışlarla BIST 100 endeksindeki volatilitenin sürmesi, konut satışlarının, tüketici güven endeksinin, imalat sanayiinin genelinde kapasite kullanım oranının düşmesi gibi reel ekonominin omurgasını oluşturan kalemlerdeki olumsuz verilere bakarak, pek mümkün görünmemektedir. Ayrıca ithalata bağımlı büyüme zincirini kıramamamız, cari dengede eksi bakiyeden ve jeopolitik risklerden kurtulamamamız, eğitim ve Suriye merkezli politikalardaki tutarsızlıklara sığ, banal ve günlük siyasi çekişmelerde eklenince ülkemizin önünde, aşmak zorunda kaldığı çok uzun ve maceralı bir yol olduğu görülmektedir. Aşmakta bize bağlı, aşamamak ta.

Soru: Merkez Bankasının bağımsızlığı ile enflasyon arasında bir korelasyon var mıdır? Neden?

Sözün Gözü: Kişiler ünvanı ile karşılanır karakteriyle anılır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT