1. YAZARLAR

  2. Hasan Ukdem

  3. Âşıklar Torunu Ahmet İnci
Hasan Ukdem

Hasan Ukdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Âşıklar Torunu Ahmet İnci

A+A-

Selçukya Şiir Akşamları müdavimlerindendir Ahmet amca. Naif, kibar ve mütevazı haliyle nerdeyse hiçbir programı kaçırmaz, selamlaşır, hal hatır sorar ve sessizce sırasını bekler, sırası gelince de sahneye çıkar ve dedesi Figani’den, babası Âşık Mansur’dan şiirler okur. En az üç kuşaktan şair ruhu taşır, kendisi pek şiir yazmaz ama şiiri en az bir şair kadar sever ve önemser. Haziranın başlarında, Selçukya derneğimizden on beş yirmi arkadaş, Ahmet Amca’nın Sille’de bulunan bahçesine, yine kendi daveti üzerine ziyarette bulunduk. Yeşil ağaçların, çeşitli çiçeklerin arasında, asma yapraklarının içinde ve tabaklarla ikram ettiği kirazlar eşliğinde, gönlünü ve sofrasını açtı bizlere Ahmet amcamız. Orada elinde az miktarda kaldığını ama birkaç tane hediye edebileceğini söylediği, Silleli Şairlerden Âşık Figani ve Âşık Mansur adıyla Silleyi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği Kültür Yayınları tarafında çıkan kitaptan ben de bir tane rica ettim ve birkaç gün sonraki şiir akşamında kendilerinin imzaladığı kitabı yine kendi ellerinden alma şerefine nail oldum.  Şimdi sizlere bu kitaptan ve içeriğinden bahsedeceğim. 

Kitabın önsözünde Ahmet İnci şöyle yazmış: Dedem Figani Cönk sahibi bir âşıktı. Bu cönkler ölümünden sonra babam Mansur’a kaldı. Bu cönklerin babamda olduğunu bilen bir kişi vardı; Merhum Mehmet Önder. Mehmet Önder 1949 yılında Mevlana Müzesi Müdürlüğü yapmakta idi ve aynı zamanda bir yerel gazetede edebi yazılar yazdığı bir köşesi vardı. Sonraki yıllarda Milli Eğitim Müsteşarlığı da yapan bu değerli hemşerimiz, Eylül 1949 tarihinde babam Mansur’a yazdığı bir manzum mektup ile dedem Figani’nin cönklerini istemektedir: 

Canım Mansur Şubat’ta bir mektup yazdım 

Cevap vermedin ben de bir zaman sana kızdım 

Cönkleri bir köşede çürüteceksin elbet 

Artık onları neşretmeye gelsin nöbet 

Benim gibi birinin eline geçerse eğer 

Her cümleye, her söze mutlaka gelir bir değer 

Gönder onları bana, çürütme bir köşede 

Hatırıma geldikçe kalırım endişede 

 

Mansur, Mehmet Önder’e yine manzum bir mektupla cevap verir: 

 

Gönderdiğin mektuplar elime geldi 

Cevap yazamadım suçum engeldi 

İstediğin cönkler varis pederden 

İçim verme diyor ne gelir elden 

Bir tek de fotoğraf kalmıştı bana 

Acınayım size dert yana yana 

“Kemal Akça” aldı vereceğim diye 

Elan vermedi sene doldu yediye 

Tecrübelere serencam mübadildir 

Her gördüklerin sanma adildir 

Bir kötü manidir bin iyi işe 

Dünya saplanmıştır hep bu gidişe 

Dünyaya bedelsin değişmem seni 

Bu hususta affet, bağışla beni 

Sille’ye gel istediğin kadar yaz 

Misafir kal bizde bahar, kış ve yaz 

İllaki cönkleri göndermem sana 

Sana değil Sille dışı dört yana 

Cönkler çürümez, insanlar çürür 

İyi bakılırsa çok insan görür 

Neşretmekten fayda görmedim Önder 

İstersen sen bana çok kahır gönder 

Özür diler senden akılsız Mansur 

Sende değil bende top yekûn kusur 

 

Babam Mansur 59 yıl önce cönkleri neşretmekte fayda görmediğini belirtmiş ve bu düşüncesini vefatına kadar da sürdürmüştü. Fakat ölümünden sonra da neşredilmesin gibi bir düşüncesi ve söylemi olmamıştır. Bu nedenle bu derlemeyi neşretmeyi, kültürel ve edebi mirası korumak adına kendimi sorumlu hissettim. 

 

Evet, böyle söylüyor Ahmet Amca ve nihayetinde neşredilen bu kitapta Âşık Figani ve Âşık Mansur’dan derlediği şiirler kendi öz rayihalarını salgılayarak sayfalarca şiir severlere bir ziyafet çekiyor. Konya’nızın birçok köşesinde benzerlerinin mevcut miktarda var olduğuna inandığım böylesi değerlerimizden bizleri haberdar ettiği için kendilerine bir edebiyatsever olarak teşekkür ediyorum. Sille, bu konuda önemli bir yer, 19. Yüzyıl halk edebiyatında önemli bir yeri olan Sururi ve sonrasında Merdani, Zehri, Nigari, Fişani, Figani ve Mansur bu güzel insanlardandır.  

 

Selçukya Kültür Sanat Derneğimizin 6 yıldır Konya kültürüne yaptığı şairleri bir araya toplayıp şiir akşamları etkinliğinin böylesi yan güzellikleri de var. Kültüre hizmet etmek herkesin bildiklerini afişe etmek değildir yalnızca. Böyle kenarda köşede kalmış, o kenara köşeye ışık veren değerleri bulup şehrin harsına katmak değerli ve gerekli bir eylemdir. Her insan kendini ön plana çıkaramayabilir, işte sivil toplum örgütlerinin bir işi de budur.  

 

Aslında mezkûr kitaptan siz okuyucularıma şiir örnekleri de vermek isterdim ama maalesef yerimiz bitti. İnşallah o da sonra bir yazıda nasip olur. 

 

Sevgiyle kalın. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT