1. YAZARLAR

  2. Macit Uluçamlıbel

  3. Lafta demokrasi havarisi gerçekte darbe süvarisi
Macit Uluçamlıbel

Macit Uluçamlıbel

Yazarın Tüm Yazıları >

Lafta demokrasi havarisi gerçekte darbe süvarisi

A+A-

Otur düşün kardeşim bu millet neden bize oy vermiyor diye.

Eksiği kendinde ara.

Demokrasi, millet egemenliği, cumhuriyet gibi kavramlar sizin ağzınızın sakızı mı? Çiğneyip çiğneyip yutuyorsunuz?

Lafa gelince demokrasi vazgeçilmeziniz…

Lafa gelince cumhuriyet ilelebet payidar olacak…

Lafa gelince kayıtsız şartsız milletin egemenliği…

Ama her fırsatta aslınıza dünüyorsunuz… Millete cahil yaftası yapıştırıyor, size oy vermeyenlere makarnacı, koyun, ocu bucudiyerek  hakaratlerle oylarına saygı göstermiyorsunuz.

Milletin oylarıyla seçilmiş iktidarı her fırsatta darbeyle tehdit etmekten çekinmiyorsunuz.

Milletin egemenliğinden kastınız milletin size oy veren kısmıyla sınırlı biliyoruz. İstiyorsunuz ki kafanıza göre at koşturun. Eski Türkiye’de olduğu gibi millet kimi seçerse seçsin sizin zihniyetinize sahip postallar onları ezip ülkeyi yönetsin. O günler geride kaldı baylar bayanlar. Milletin ettiklerinizi sineye çektiği günler mazide kaldı.

Milletin oylarıyla iktidar olmuş Menderes’in idamını, milletin başbakan yaptığı Erbakan’ın alnından  akan boncuk boncuk terini unutmaz bu millet. 15 Temmuz’da denediniz neler oldu gördünüz. Bir daha kalkışırsanız neler olacağını hayal bile edemezsiniz.

Millete saygı duyacaksınız, milletin seçtiklerine saygı duyacaksınız bunu biz söylemiyoruz bunu cumhuriyet söylüyor bunu demokrasi söylüyor. Milleti milleti yok sayarak yönetemezsiniz.

Seçilmiş Cumhurbaşkanına ‘makus kaderden kaçış yok’ diyerek Menderes’in idamını hatırlatıp tehdit edenler Cumhurbaşkanını diktatörlükle itham ediyorlar. Hadi oradan.  Başımızda bir diktatör olacak siz bu üslubunuza rağmen yazacaksınız, çizeceksiniz, basın organlarında boy gösterebileceksiniz öyle mi?

Yahu dünyanın hangi demokratik ülkesinde seçilmiş bir başkan böyle tehdit edilebilir? Bu devleti tehdittir. Bu milletin kararına şerh düşmektir. Bu milleti hiçe saymaktır.

Bu tarz eylemlerin ve söylemlerin son bulmasını ümit ederek geçen zaman eylem ve söylem sahiplerine cesaret vermekten başka işe yaramaz. Milleti yok sayan, milleti millet için var olan kurumlarla tehdit edenler cezalandırılmalıdır.

.....

Cemil Meriç’in yakın tarihimizi en güzel anlatan cümleleri aslında geçmişten geleceği aydınlatan bir ışık kaynağı. Biz ‘biz’ olursak kimse önümüzde duramaz. ‘‘Kıyasıya bir savaştı bu, Haç'la Hilâl'in, Batı'yla Doğu'nun, iman'lainkâr'ın savaşı...Hisarlar düşüyordu birer birer. Dost düşmana karıştı. Müstağripler bir ağızdan haykırıyordu. Teceddüt, teceddüt... Nihayet İstiklal Savaşı... Yangın alevleri içinde doğan genç bir devlet. Evet, çetin bir imtihandan yüz akıyla çıkmıştık. Ateş mazinin bir çoklevslerini temizlemişti, ama Pyrhusvâri bir zaferdi bu. Batı'nın silâhlı saldırısını püskürtmüş, Batılılaşma sevdasından kurtulamamıştık. Avrupa vazgeçmemişti avından. Aydınlar devrilen hisarlar karşısında sevinç çığlıkları atıyordu. Düşmanın teslim alamadığı tek kale kalmıştı: hafıza, yani dil. Bugünü düne bağlayan köprü uçurulmadıkça tarihten kopamazdık. Tasfiyecilerin her taarruzu bozguna uğruyordu. Karşılarında mabedin şuurlu ve inanmış bekçileri vardı.’’ Cemil Meriç.

Önceki ve Sonraki Yazılar