Debbağ ve Birgül Yangın Aslanoğlu

Bir debbağsan şayet, burnun hiçbir kötü kokuyu almaz, alamaz. Kimileri bunlar koku körü adamlar yoksa o tabakhanenin kokusuna başka türlü tahammül edilir mi hiç, der. Bu sözleri sarf ederken de burunlarını öyle bir kırıştırırlar ki sanki zırnık kokusu almışçasına iğrenerek horlayıcı bakışlar fırlatırlar. Oysaki tuzlanmış derinin kokusu arş-ı alaya ulaşırken burnu kokuya tahammül edebilenler sadece debbağ olabilirmiş.

Birgül Yangın Aslanoğlu, Hece Yayınlarından çıkan Debbağ adlı öykü kitabına böyle başlıyor. Her insanın bir kokusu vardır diye düşünüyorum. Kimi kokular tabakhanelerde olduğu gibi kötü, kimi kokular bağlardan gelen kokular gibi güzel kokulardır. Mühim olan bu değildir aslında; çünkü ben tabakhanede mutlu olmayı başarmış debbağlar da gördüm, bağda gül kokuları içinde mutsuz olan bahçıvanlar da. Bu düşüncemi belirttikten sonra yazımızın bugünkü konusu Birgül Yangın Aslanoğlu’nun son kitabı Debbağ’a dönelim.

Birgül Yangın Aslanoğlu ile bir kitap imza gününde tanışmıştık ve yine bir kitap günlerinde karşılaştık. Yine birbirinden değerli kitaplarını imzalıyordu. Ben Debağ’ı aldım ve “Dareynde saadet dileğiyle” diye yazıp adıma imzaladı. Kitabı kısa bir sürede okudum, çok güzel bir anlatımla, derli toplu kompozisyonla yazılmış 12 öyküyü su içer gibi bitirdim. Her öykünün bir kokusu vardı ve duygularda insanı alıp çocukluğuna, gençliğine götürüyordu. O yılların şarkıcıları, artistleri, aktörleri, filmleri ve daha da ötesi sokakları, caddeleri sarıp sarmalıyordu gönlümü.

Bu öykülerin isimleri bile, faklı olduğu konusunda insanı ikna etmeye yeter aslında: Debbağ, Dublaj Aşkına Foley, Korkunun Kokusu, Zeki Müren Göbeği, Barak Dansı, Sen Bu O-Yun-Dan Çık!, Devrik Cümlelerin Mahkûmu, Çakır Yeşili Gözler, Çığlık’taki Muamma, Adanın Sevdalıları, Tanıdık Bir Acı ve Kerzik.

………

Ne demek istediğimi daha iyi anlatmak için Aslanoğlu’nun Dublaj Aşkına Foley öyküsünden bir kesiti buraya almak istiyorum: Adam o kadar dalgındı ki tam köşeyi dönerken bir kıza çarptı. Kızın elindeki kitaplar yere savruldu. Hemen hızla aynı anda yere eğildi. Kitapları toplayıp kızın eline vermeye ona bir Cüneyt Arkın bakışı fırlattı. Şöyle yandan yandan gülümsedi, dudağını hafiften sağa eğerek Abdurrahman Palay sesiyle “N’ayır, n’olamaz, N’affedin beni güzel bayan” dedi ve göz kapaklarını tebessümüne güç verircesine birkaç kez açıp kapattı. Kitapları alan Türkan Şoray kirpikli, koca koca gözleriyle baygın baygın bakan Adalet Cimcoz sesli kadın “Esas siz affedin beni beyefendi” dedi. Bu cümleyi sarf ederken de s ile ş arası sesler havada yankılandı. Tam o esnada Abdurrahman Palay sesli, Cüneyt Arkın bakışlı adamın parmakları Adalet Cimcoz sesli, Türkan Şoray kirpikli, koca koca gözleriyle, baygın baygın bakan kadının parmaklarına değdi. Bir yerlerde “Sevemedim kara gözlüm seni doyunca…” çaldı. Aslında tam olarak böyle olmadı. Bu yaşanan sahne, Sesini Arayan Adam’ın köşeyi döndüğünde otuzunu geçmiş paspal giyimli bir kadına çarpıp kitaplarını düşürdüğünde zihninden geçenlerdi. Eski bir Türk filminin dublajcılarının buluşması… Otuz yaşını aşmış paspal giyimli kadın, Sesini Arayan Adam’la çarpışıp kitaplarını yere düşürünce “Önüne baksana kör müsün be adam” dedi. Sesini arayan Adam, ona mahcup bir biçimde bakıp hiçbir şey söyleyemeden koşar adımlarla evinin yolunu tuttu.

…….

Bu alıntı biraz komik olabilir, tamamında ve devam eden öykülerde hayatın gerçeklerine dokunan pek çok anlatı da mezkûr kitapta mevcut. Şimdi de yazarımız Birgül Yangın Aslanoğlu’nun biyografisi: 1979’da Amasya’da doğdu. Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2000 yılında mezun oldu. Aynı yıl Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak göreve başladı. Halk edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Halen öğretmenlik mesleğine devam eden yazar evli ve iki çocuk annesidir. Eserlerinden bazıları: Çağdaş Türk Ozanı Barış Manço, Geçmişten Günümüze 41 Türk Sinemasında Folklor İzleri, Dedemim Köstekli Saati.

Bir okur olarak Aslanoğlu’nun anlatımını ve seçtiği konuları hem güzel hem de kendime yakın bulduğumu söyleyebilirim. Aynı zamana tanıklık etmiş olmamız ve aynı yılların olaylarının içinden geçip geliyor olmamızın bunda etkisi büyük diye düşünüyorum. Yazarımızla hiç değilse kitapları aracılığı ile tanışmanızı, yazdıklarını okuyup hayata bir de onun gözünden bakmanızı rahatlıkla tavsiye ederim.

Sevgiyle kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.