1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

  3. Ramazan Ayına Nasıl Hazırlanmalı ve Yaşanmalıdır?
Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan Ayına Nasıl Hazırlanmalı ve Yaşanmalıdır?

A+A-

Şehr-i ramazanın şavkı, ufuklarımızı nurlandırmaya başladı. Onun mübarek gölgesi üzerimize düştü. Ramazan hilâlinin semamızı süslemesine çok az bir vakit kaldı. Nasıl ki, namaz için bir hazırlık yapılırsa, nasıl ki hac ya da umre yolculuğu için bir hazırlık yapılırsa, mübarek oruç mevsimine de aynı şekilde önceden hazırlık yapılmadır.

Bütün İslam âleminde ramazan ayı için hazırlıklar çoktan başladı. Evler, camiler ve sokaklarımız temizleniyor. Çarşılara, pazarlara bereket geliyor. Yoğun tatlı bir telaş görüyorum çarşılarda, pazarlarda. Piyasalarda her şey ramazan ayına göre tasarlanmaya başlanmış.  Tatlıcılar, börekçiler, çörekçiler, pideciler… Hepsi de  küçük ilanlarla duyuruyor faaliyetlerini..

Gazeteler, dergiler, radyolar, televizyonlar, ramazana özgü yazılar, sayfalar ve programlar hazırlıyor. Büyük marketlerin camlarında ramazan paketleri ilanları asılmış.. Esnaf harıl harıl, aynî ve nakdî anlamda zekât,  sadaka-i fıtır ve diğer yardımları hazırlıyor. Pandemiden dolayı toplu iftar programları yerine bu programların bedelleri fakire, yoksula ayni ve nakdi yardımlar olarak nasıl döneceği hesaplanıyor.   Bu sebeple sivil toplum kuruluşları gerek yurt içi ve gerek yurt dışı için  Ramazan kumanyaları bedellerini kabul konusunda duyurularda bulunuyor. Hatta çoğu  sivil toplum kuruluşları ve yardım dernekleri, “kardeşlik sınır tanımaz” sloganını hayata geçirmek üzere yollara dökülmüşler, şimdiden.

Ramazan ayı, günahlar karşısında müteyakkız olmayı gerektirir. Bir Müslüman, sadece midesine ve nefsanî arzularına değil, tüm azalarına da oruç tutturur. Çünkü oruç, kendisine gösterişçi dindarlık karışmayan bir ibadet olup tam da irade eğitimin bir örneğidir.  Bundan dolayı merhum Aliya, “oruç, özgürlüktür” demiştir. Oruç tutmakla insan,  karnına ve fercine hâkim olmakta,  bir nevi, melekleşme sürecine katılmaktadır. Yoğun bir ibadetle kuşanmışlık, insanın topyekûn azalarına ve benliğine egemen olmasının yolunu açar.  Bundan dolayı “ kimin Ramazan ayı düzgün geçerse, senenin diğer ayları da düzgün geçer” denilmiştir.

Ramazan ayı, bir arınma mevsimidir. Başta içinde barındığımız evlerimiz, ibadet mekânlarımız olmak üzere,  Allah’ın nazargâh-ı ilâhisi olan gönül kâbemizi bizi Allah’ı anmaktan alıkoyacak her türlü batıni hastalıklardan arındırmalıyız. Çünkü kaliteli Müslümanlık, ünlü İslam bilgesi İmam-ı Gazali’nin dediği gibi, salt namaz ve oruçta değil, ahlaki değerlerin temsilinde ortaya çıkar. Zaten şekil, mekân ve zamanla kayıtlı olan ibadetler, eğer manevi boyutlarıyla birlikte yerine getirilirse,  insanda ahlaki bir dönüşümü gerçekleştirir.   Ahlaki değerleri içselleştirmek alanında da Ramazan ayına yönelik teravih ve teheccüt namazları  konusunda da manevi bir hazırlık yapmalıyız.

Âkil-bâliğ çağına erişen kadın ve erkek her Müslüman farz-ı ayın olan ilimler konusunda mutlaka bilgilenme sürecine girmelidir.  Ramazan ayı gelmeden önce, ilmihal kitaplarımızdan oruç, teravih, itikâf, zekât, sahur, iftar,  fitre gibi bahisler ciddi anlamda yeniden okunmalıdır. Hatta mümkünse, akşam ile yatsı arasında tüm aile fertlerinin katılacağı bir okuma programı da düşünülmelidir.

Ramazan ayının birçok hususiyetleri vardır. Bunlardan birisi de sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın zirve yaptığı bir ay olmasıdır. Hz. Peygamberin en cömert olduğu aydır, ramazan ayı.. Biz de onun bu sünnetine uyarak imkânlarımız ölçüsünde Ramazan ayında yerine getireceğimiz bir yardım bütçesi hazırlamalıyız. Yine mümkünse, Ramazan ayına girmeden önce bu ibadetleri ifa etmeli, böylece fakir-fukaranın ramazan ayında hazırlık yapmalarına imkân hazırlamalıyız.

Bilindiği gibi Ramazan ayı, aynı zamanda “Kur’an’ın doğum ayı”dır. Hakikatte her Müslüman son nefesini verinceye kadar Kur’an’la olan irtibatını asla kesmemelidir. Bu anlamda bir müslümanın hayatında “vahiy fetreti” yaşanmamalıdır.  Bu sebeple, Kur’an’la ilişkilerimizi yeniden kurma noktasında kısa bir muhasebe yapmalıyız. Bizim hayatımızda mukabele bağlamında Kur’an okumalarının bir metin bir de bu metni anlama boyutları olmalıdır. İşi sadece lafza indirgememeli, anlamaya ve anladıklarımızı yaşamaya çalışmalıyız. Bu arada Ramazan ayı girmedin hadis kitaplarından Ramazan ayı, Kur’an, oruç, itikâf, yardımlaşma gibi konularla ilgili bölümler okunmalı, Hz. Peygamberin ramazan ayını nasıl değerlendirdiği öğrenilmelidir. 

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennem azabından kurtuluş olan mübarek ramazan ayına erişmek dileğiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar