1. YAZARLAR

  2. Doç. Dr. Ömer Akdağ

  3. CENAB-I HAK PARTİSİ
Doç. Dr. Ömer Akdağ

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

CENAB-I HAK PARTİSİ

A+A-

Dinin siyasete alet edilmemesi gerektiği yönündeki söylem çok partili döneme geçildikten sonra sıkça gündeme getirilmiştir. Bu söylemi uzun yıllar iktidarda kalmış olan CHP seslendirmiştir. Günümüzde de benzeri mahfillerden aynı ifadelere rastlamaktayız.

DİNİN SİYASETE EDİLMESİNE HERKES KARŞI OLMALIDIR.

DİN, SADECE SİYASETE DEĞİL TİCARETE DE ALET EDİLMEMELİDİR.

Acaba hangi siyasi parti dini siyasete alet etmiyor ki….

Dinî konuların propaganda malzemesi olarak kullanılması, görünüşte bütün siyasî partilerin reddediyor görünmelerine rağmen, hemen hemen tüm politikacılar tarafından kullanılmıştır. Tek parti döneminde Rıfat Börekçi ve benzeri din adamlarının desteğine ihtiyaç duyulmuş, “irşat ve tenvir” faaliyetleri için istihdam edilmişlerdir. Bazı müftüler arasında CHP’yi “Cenab-ı Hak Partisi” şeklinde okuyanlar bile olmuştur.

 1950 genel seçimlerinde, partinin bazı ileri gelenleri rahatsız olsalar da, CHP tarafından Malatya, Ankara, Sivas ve Siirt gibi illerde Alevî ve Ticanî Tarikatı şeyhleri milletvekili adayı gösterilmiştir. Bu tür uygulamalar bütün siyasi partilerce tatbik edilmiştir. CHP, “dinin siyasete alet edilmesine” karşı çıkarak başka partilerin din adamlarını aday göstermesine tepki gösterirken, kendisi yukarıda ifade edildiği gibi bazı Tarikat şeyhlerini aday göstermiştir.             

Siyasî partilerin seçim meydanlarında vatandaştan oy temin etmek için dinî mekânları ve halkın inanç hassasiyetlerini kullandıklarına dair örnekler vardır. Mesela 1950 seçimlerinde CHP, Anadolu’nun köylerinde propaganda yapmak üzere 35 kadar vaiz ve hocayı 16 Şubat 1950 tarihinde Toros ekspresi ile Anadolu’ya göndermiştir.

            BÜTÜN SİYASİ PARTİLER ÜLKEMİZE HİZMET İÇİN VARDIRLAR.

            GÜNÜMÜZ DE İKTİDARDA OLAN PARTİNİN (AK PARTİ) BİR KISIM TARAFTARLARINDA BENZERİ SÖYLEMLERE RASTLAMAKTAYIZ.

            Bütün siyasi partiler ülkenin yönetimine talip olduklarına göre milletimizin temel değerlerine hürmetkâr olmak zorundadırlar. “Hürmetkâr” olmak dinin siyasete alet edilmesi değildir ve olamaz.  Mesela 1924 yılında kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılma gerekçesi “itikad-ı diniyyeye hürmetkar olmak” maddesiydi.

Bir siyasi partinin tüzüğünde bulunan bu madde gerekçe gösterilerek partinin kapatılması hangi mantık ürünüdür? Yani siyasi partiler milletin inançlarına saygılı olurlarsa bunu “dinin siyasete alet” edilmesi olarak mı göreceğiz?

            Günümüzde “dinin siyasete alet edilmesi” lafını çokça gündeme getirenler bize bu gelişmeyi tedai ettiriyor.

            TEKRAR EDELİM; DİNİN SİYASETE ALET EDİLMESİNE HER PARTİ VE HERKES TAVIR KOYMALIDIR.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT