1. YAZARLAR

  2. Ramazan Tuzla

  3. Başörtüsü teferruattır
Ramazan Tuzla

Ramazan Tuzla

Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtüsü teferruattır

A+A-

Bu ne hadsizce bir başlık demeyin lütfen.

Daha düne kadar “vardır bir hikmeti” dendiğini unutmayın.

Bunların yolları uzun ve davaları kutsal(!) Teferruatla uğraşacak vakitleri yok. Takılıp kalırlarsa başörtüye, o zaman devletin kalbine sızacak ajanları nereden bulacaklar. Başa bağlanan örtü onlar için ayak bağıdır.

Daha önemli ve daha acil işleri var. Allah’ın rızasından önce gözetilen bağlar ve hizmet adı altında hizmetçilik yapılan makamlar var. Onların memnun edilmesi birinci öncelikken, havarilerin başörtüsüyle, çarşafla ne işi olur ki?

Okul adı altında çeşitli devletlerde örgütlenip, öğrenci olarak devlet büyüklerinin çocuklarının seçildiği bir eğitim sisteminde ve çok uzun vadeli bir toplum mühendisliği projesinde başörtüsünün işi ne?

Gurbeti garabet yapan ve oturduğu saraydan ihaleler dağıtan, hikmet çuvalından duble tivitler atan, dua arşivinden bedli olanları cömertçe etrafa savuran bir kişinin başörtüsüyle işi ne?

Devleti, devlet adamları yönetir ve din adamları da toplumuna kanaat önderi olur. Kanaat önderliğinden paranın gelmeyeceğini, paranın yolunun banka, medya ve dershaneden geçtiğini ve başörtüsünden kazanabileceği delikli kuruşun olmayacağını bilen bir kişinin başörtüsüyle ne işi olur ki?

Türkiye’deki malum sermaye çevreleri ile etle tırnak gibi olan, aralarındaki muhabbetin en candan âşıkları kıskandırdığı ilişkiler ağında, dünyanın öbür ucundan enerji koridorları açmak için hürmetlerini eksik etmediği kara sabanlı koç yiğitlere aşkını ilan eden bir bedenin başörtüsüne ne ihtiyacı olsun ki?

Takkeyi takiyye için kullanan ve takvimlerden kırk yılı koparan, samimi insanların duygularını kendi emelleri uğruna suistimal eden bir anlayışın başörtüsünden ne getirisi olabilir ki?

Anneyi kızına, babayı oğluna hasret bırakan, körpe canları güzel evlerinden uzaklaştıran, sosyalleşme denen bir soysuzluk projesinin en temel aktörü olan dershanelerin elleri, masum babaların ceplerinin dibine kadar inmişken, ne işi olur bu para babalarının başörtüsüyle?

En başından en sonuna yaşadığımız ve kavradıklarımızı şöyle özetleyebiliriz:

 

Başörtüsü teferruat oldu, bağladık hikmete,

Daha yeni muttali olduk ardındaki ihanete.

Dünya saltanatı için ihâle dağıtan hocaları,

Ne gelir ki elimizden, havâle ettik ahirete.

 

Otoriteye karşı gelinmez

 

Mazluma giden Mavi Marmara baskın yediği zaman, Müslüman yürekler asıl bu söz ile hançerlendi hiç ummadığı yerden.

 9 şehidi şehit saymadı fetvasıyla ve izin alınmalıydı hizmet ettiği makamdan. Ne de olsa haklıydı böyle söylemekle. Gözündeki otorite, gönlündeki aşkı idi bu kişinin ve masum yürekler daha düne kadar anlayamadı bu işi.

Ferasetli olana belli ki bir ipucuymuş bu zehirli hançer. Amma biz anlayamadık.

Sırları ve serleriyle büyük olan bu devletin Başbakanının sır küpüne uzandı bu zehirli hançer ve biz hâlâ açamadık gözümüzü hizmetin sahte huzmeleri yüzünden.

Müslüman, Müslüman kardeşine kusur görmek kastıyla bakmaz. Kusurunu görse de ifşa etmez. Bunu da en iyi hocalar bilir.

Son on yılın Türkiye’si, dünyanın gıpta ile seyrettiği bir devlet haline gelmişken, kişi başı milli gelir bin dolarlardan on bin dolarlara yükselmişken ve asgari ücretlinin bile ev taksiti ödediği günleri yaşıyorken, bir yolsuzluk teranesi ile koca bir devletin ümüğüne çöküldü.

Hıristiyanı, yahudiyi, budisti cennete dolduran bu anlayış, Müslüman bir devletin bekasına kastederek gerçek yüzünü göstermiş oldu.

Takke düştü, kel göründü.

Kardeşine kusur arama kastıyla bakılmamasını bildiğini düşündüğümüz bir kişinin dilinden, bedduaların bini bir paraya düştü.

17 Aralık saldırısının başarısız olmasından dolayı, otorite olarak gördüğü efendilerinden işittiği azar yüzünden mi celallendi, yoksa bu kişi hep böyle idi de biz mi yeni öğrendik, orasını Allah biliyor.

Şu tespiti yaparak bitirelim: Müslüman Türk milletinin kaderini siyoniste teslim etme niyeti olan bir anlayış için başörtüsü teferruattır ve tek otorite de İsrail’dir.

İslâm teferruattır derlerse de şaşmayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT