Hatice Bildirici

Hatice Bildirici

Yazarın Tüm Yazıları >

KAR BEYAZ

A+A-

Sabahattin Ali’nin “Ayran” isimli öyküsü fotoğrafçı Selim Güneş tarafından 2011 yılında Kar Beyaz ismiyle sinemaya uyarlanır. Yönetmenin tek filmi olan Kar Beyaz’ın Sabahattin Ali uyarlamaları içinde özellikli bir yeri vardır.

Filmde 12 yaşındaki Hasan’ın babası Demirci Halil 80 İhtilali sırasında hapse girer. Ailenin geçimini sağlamak için annesi kasabada bakıcılık yapmaya başlar. Hasan da iki küçük kardeşine bakmak zorunda kalır. Hazırladığı ayranı bir güğüme doldurup
yoldan geçen minibüslerin yolcularına satarak evin geçimine destek olur.
Soğuk bir kış gününde, yine ayran satmak için köyden ayrılarak iki saatlik yürüme mesafesindeki minibüslerin durak yeri olan çay ocağına gelir. Akşama kadar soğukta bekler. Ancak hiç ayran satamaz. Köye dönmek üzere yola çıktığında soğuk onu esir alacaktır.

 Sabahattin Ali’nin öyküsü Ayran’da her şey Hasan’ın bakış açısından anlatılır. Onun etrafında gelişen olaylar bir neden sonuç bağlamına oturtulmaz.  Ancak Hasan’ın her yaptığı ve başına gelen her şey esaslı bir nedene bağlanır. Filmin aksine öyküde Hasan’ın, babası ya da akrabaları hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Ayrıca filmden farklı olarak Hasan, ayranı bir tren istasyonunda satmaya çalışır. Öykü de film de tek bir günü anlatır. O gün Hasan’ın kısacık ömrünün son günüdür.

Çaresizlikler manzumesi olarak da izlenebilecek Kar Beyaz, şiirsel sinema olarak değerlendirilebilir.  Ağır ağır akan bulutlar ve karın toprağın üstünde bir şeyleri gizler gibi yatışı, beklenen bir şeylerin olduğu hissini verir. Ahşap evlerin gıcırdayan kapıları, uzakları seyrederek uzun uzun sigara içme sahneleri, sessizce karın yağışı, az konuşan çok düşünen insanlar; kasaba sıkıntısının birbirini tekrarlayan uzamaz kısalmaz günlerini anlatır. Bunlar bir şiirin mısraları gibi sıralanır. Nitekim film şu şiirin ekrana yansımasıyla son bulur:

Karanlıktan korkuyorsun

Anlıyorum bebeğim

Ama sana aydınlık bir rüya söz veriyorum

Yum gözlerini ve ve kendini ışıklı rüyalara bırak

Kuşlar sana ninni söyleyecek

Uyu bebeğim, uyu bebeğim

Korkma annen seni bekleyecek

Az diyalogla kurulan filmde görüntülere çok anlam yüklenir. “Sarı balon”, birden ortaya çıkan “yaralı kır at” gibi metaforlarla konuya derinlik kazandırılır. Sabahattin Ali’nin geniş tasvirlerle süslediği öyküsü filmde resme bürünmüş gibidir. Artvin’in Şavşat ilçesinin dağlık bir köyünde çekilen filmde bölgenin ağır tabiat şartları şiirsel bir biçimde ekrana yansıtılır. Bu ağır şartlarla Hasan’ın hayat mücadelesi arasında bir paralellik hissetmemek mümkün değildir.

 Filmde olayın bütün ayrıntıları anlatılmaz, Hasan’ın acıklı hikâyesi aktarılırken boşlukları seyircinin doldurması istenir. Zamanda atlamalar ve geri dönüşler bulunur. Bir bilmece çözer gibi yavaş yavaş anlarız ilişkileri. Birçok yönden olduğu gibi bu yönüyle de filmde Amerikalı yönetmen Terence Malik etkisi görülür. Selim Güneş de verdiği röportajlarda bu yönetmenin en beğendikleri arasında olduğundan bahseder. [1]

Mircan Kaya tarafından yapılan film müziği 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde aldığı En İyi Film Müziği Ödülü'nü alır. Nitekim filmde müzik, nadiren devreye girmesine rağmen tabiatın ve Hasan’ın çetin şartlarını ifade edecek bir ağırlık içerir.

Sabahattin Ali’nin Anadolu insanının anlatma becerisine bu filmde yaklaşıldığını söylersek abartmış olmayız.

[1] http://eksisinema.com/roportaj-selim-gunes-kar-beyaz/

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum