Prof. Dr. Önder Kutlu

Prof. Dr. Önder Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

MESLEKÎ HUKUK

A+A-

Geçtiğimiz Cumartesi günü Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından iki yıldır düzenli bir şekilde icra edilen İnce Minare Dar-ül Hadis Sohbetleri programı kapsamında Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı hocamızı dinleme imkânı bulduk. Şehrimizin mümtaz bir grubuna hitap eden hocamızı ilgiyle dinledik. Faydalandık.

Kavakçı hoca çeyrek asır ABD’de yaşadıktan sonra geçtiğimiz yıl Türkiye’ye dönmüş. Kendisiyle ilk kez tanışma ve dinleme imkânı elde ettim. Popüler kamuoyu onu kızından, yani Merve Kavakçı’dan dolayı tanıyor olsa da aslında hocamız Türkiye’nin fikir hayatına çok değerli katkılar sunan ve çok yönlü bakış açısıyla gerçek bir entelektüel hüviyeti ortaya koyan bir şahsiyet.

Hukuk ve İslami ilimler tahsilinden sonra İslam Hukuku konusunda uzmanlaşmış. Güncel meselelerin hem dünyevi hem de dini boyutlarına aşina anlayacağınız. Hukuk ve dini ilimler arasında dengeli bir bakış açısı geliştirebilmiş. Bu türden ilim insanımız çok az maalesef. İlmini ve eserlerini değerli kılan şeylerin başında bu özellik geliyor.

Uzunca süre İstanbul Üniversitesi’nde görev yaptıktan sonra on beş yıla yakın bir süre Erzurum’da dekanlık görevi yürütmüş. 12 Eylül ihtilalini dekanlık yaparken yaşamış. Son dönem tarihinin canlı bir tanığı.

Sohbetinde, espritüel tarzıyla oldukça kalabalık bir kesimle beraber oldu; sıkmadan ama mesajını da net bir şekilde vererek katılımcıları bilgilendirdi. Çok müstefit oldum. Bir önceki gün Köyceğiz Kampüsündeki konferansına iştirak edememiş olmaktan dolayı hayıflanırken, sohbetinde o eksikliği gidermeye çalıştım.

Hocamızın diğer bütün özelliklerinin yanında kanaatimce en önemli hususiyeti metodoloji konusundaki yetkinliği. Türkiye’deki pek çok akademisyenin, hassaten sosyal bilimlerde, iyi bilmediğini düşündüğüm yöntem konusu en fazla önem verdiğim konuların başında geliyor.

Prof. Kavakçı ‘İslami Araştırmalarda Usül’ adlı meşhur eserini genelde sosyal bilimlere, özelde ise İslami araştırmalara çok değerli bir katkı olmak üzere literatüre kazandırmış.

Katılamayanlar için sohbetin ana fikri: ‘Özel fıkıh, yani mesleki fıkıh konusunda eser üretmenin ve konunun dini açıdan hukukunun ortaya konulmasının çok önemli olduğu’dur. Bilindiği gibi fıkıh, İmam-ı Azam tarafından ‘kişinin leh ve aleyhindeki şeyleri bilmesi’ olarak tanımlanır. Bu manada herkes lehindeki ve aleyhindeki şeyleri bilmekle mükelleftir. Bu genel anlamda hukuktur.

Yusuf Ziya hocamız genel fıkhi bilgilerin, ilmihalin yanında her meslek dalını ilgilendiren fıkhi meselelere kafa yorulmasının önemine vurgu yaptı. Sohbetin mesajı sade ve anlaşılabilir bir biçimde bu idi.

Sohbetinde aynı zamanda Anglo - Saxon sosyal bilim yaklaşımını da ortaya koymuş oldu. Bir konuşmada, makalede ya da kitapta sayısız ama cılız mesajlar vermektense tek bir mesaja yoğunlaşmak suretiyle etki miktarı yüksek bir çalışma üretme bu yaklaşımın tarzıdır. Hocamız böylece zihinlerde kalıcı bir tespit yaptı.

Türkiye’deki sosyal bilimcilerin en büyük yanılgılarından biri de bu: Malumatfuruşluk. Bir sohbetle her şeyi anlatmaya çalışmak, bir makale ile tüm problemleri çözmeye yeltenmek. Ama olmuyor. Çok mesaj verelim derken, hiçbiri akılda kalıcı olmuyor.

Mesleki fıkıh konusundaki vurgusunu çok takdir ettim. Doktor, mühendis, sosyolog, yani herkes icra ettiği mesleğin (aynı zamanda dini açıdan) hukuki durumunu bilmekle mükelleftir. Bilen uygular, uygulayan da başkalarına bilgilendirir, ‘mesaj’ taşır.

Üzerime de alındım: Kamu yönetimi acaba İslam’ın yönetim konusundaki yaklaşımını tam olarak biliyor mu? Dinin temel kaynaklarında yönetim konusunda o kadar çok ve güçlü mesajlar veriliyor ki, meselenin ehemmiyetini anlamak için fazla söze hacet yok.

Derlenen eserler içinde en fazla bilineni ‘Hz. Ali’nin Yöneticilere Nasihatleri’ geliyor. Son dönemlerde çok az eser üretilmiş. Ama tarih öyle değil. Tüm meşhur siyaset bilimciler eserleri ile bu konuya katkı sağlamışlar: İbn-i Haldun, Maverdi, İbn-i Teymiye, Farabi, Nizam-ül Mülk bunlardan sadece bir kaçı.

Bundan sonra o gözle değerlendirme yapmanın önemini not ettim. Batılı yönetim bilimcileri, siyaset bilimcileri herkes tanıyor, yaklaşımlarını biliyor. Peter Drucker’in Türkçeye de çevrilen yirminin üzerindeki eserinden haberdarız, ama Kuran-ı Kerim ne diyor, Hadis-i Şerifler neye vurgu yapıyor tam olarak düşünmüyoruz. En azından son dönemlerde bu konuda kayda değer bir eser ortaya konulamamış.

Bizde uzmanlaşma ve yaptığımız işleri fıkhi (hukuki) gözle değerlendirme yaklaşımının gelişmesi önemli. Bunu bir kez daha tecrübe ettik.

Hayat devam ettikçe, öğrenme süreci de devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT