Ramazan Tuzla

Ramazan Tuzla

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiyem

A+A-

Müslüman Türk milletinin tarih yolculuğundaki son durağı olan Anadolu’dur Türkiyem.

Vatanını canından aziz bilip, canına kıymet vermeyen serdengeçtilerin berzah âlemindeki vatanıdır Türkiyem.

Dört mevsimi dört mevsimde yaşayan, kimi zaman dört mevsimi tek mevsimde yaşayan Türkiyem.

Laz’ına Çerkez’ine, Zaza’sına Kürd’üne, Kahraman Türk’üne vatan olan Türkiyem.

Dinlisine dinsizine, alevisi sünnisine, İnsanlığın Serveri Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) gözünün nuru olan namaza mekân olan Türkiyem.

Yunus’tan Mevlana’ya, Akşemsettin’den Emir Sultan’a, Kemal Paşazade’den Ebu Suud Efendi’ye, Aziz Mahmud Hüdayi’den Ahmet Cevdet Paşa’ya, İskilipli’den Bediüzzaman’a gönül veren Türkiyem.

Nedim’ine Baki’sine, Akif’ine Necip’ine, Karakoç’ların ikisine tertemiz bir yaprak olan Türkiyem.

Alparslan’a Kılıçaslan’a, Osman’ına Murat’ına, Fatih’ine Selim’ine, Kanuni’ye Genç Osman’a, Ahmet’ine Mehmet’ine cennet mekân Abdülhamit’e divan olan Türkiyem.

Ilgaz’ına Ağrı’sına, Süphan’ına Nemrut’una, Yıldız’ına Toros’una zirve olan Türkiyem.

Seyhan’ına Ceyhan’ına, Asi’sine Gediz’ine, Yeşil’ine Kızıl’ına, Dicle’sine Fırat’ına gurbetteki Meriç’ine vadi olan Türkiyem.

Ucuza getirmediği bu toprakları kanı ile sulayan şehitleri kınalar yakarak askere gönderen analara vatan olan Türkiyem.

Fındığına mısırına, kavununa karpuzuna, armuduna muzuna, üzümüne çileğine, kirazına teresine, havucuna maruluna tarla olan Türkiyem.

Marangozun hızarına, berberinin makasına, ormancının baltasına, tamircinin çırağına, boyacının fırçasına, kasabının satırına, bakkalının veresiye defterine dükkân olan Türkiyem.

Atına kıratına, ceylanına tavusuna, geyiğine tayına, düvesine mandasına, keçisine koyununa mera olan Türkiyem.

Yazı başka kışı başka, baharı güzü başka, rüzgârının sesi başka, yağmurunun tadı başka, pınarının tası başka olan Türkiyem.

Selimiye’si göklerde, Süleymaniye’si duada, Fatih’i zirvede, Ulucami’si Bursa’da, Aziziye’si Konya’da, balıklısı Urfa’da, Ayasofya’sı inzivada mâbet olan Türkiyem.

Antep’ine gaziliği, Urfa’sına şanını, Maraş’ına kahramanlığı, Konya’ya Mevlana’yı, bu millete Peygamber övgüsüne mazhar olan İstanbul’u veren Türkiyem.

Körebesi beş taşı, çelik çomağı topacı, hımbılı mendili çocuğuna oyun olan Türkiyem.

Edirne’den Siirt’te, Muğla’dan Sivas’a, Samsun’dan Mersin’e, Van’ından İzmir’ine, Artvin’ine Bitlis’ine şehir olan Türkiyem.

Batısına Ege’yi, güneyine Akdeniz’i, kuzeyine Karadeniz’i, kucağına Marmara’yı deniz alan Türkiyem.

Mozaikler ülkesi Türkiyem, saymakla bitirilecek bir değer değildir;  

Bu topraklar, kültür deyince çağlayıp coşan, dünyanın en kıdemli ırmaklarıdır.

Bu topraklar, merhamet deyince ağlayıp koşan, dünyanın en hisli insanının hisse senedidir.

Bu topraklar, Mekke’nin Medine’nin bekçisidir. Bu bekçiye yan bakan hainlerin emelleri yalnızca bu topraklar değildir.

Bu bekçiye bir şey olursa Mekke gider, Medine gider, Kudüs gider ve insanlık gider.

Türkiyem bu yüzden kıymetlidir insan olanın gözünde.

Yüzünde meymenet olmayan birinin çabasını boşa çıkaracak olan, Türkiye’ye canı gönülden sahip çıkan Edirne, Konya, Kars ve Sivas olacaktır.

Yazdık, yine yazalım.

Devlet, sırları ve serleriyle büyüktür. Millet, yetiştirdiği devlet adamlarının varlığıyla kaimdir.

Bu milletin devleti Türkiye’dir ve Türkiyem’e sahip çıkan insanlara sahip çıkmanın vaktidir.

Ortalıkta dolaşmayalım ve safımızı belirleyelim. Bitaraf olanın bertaraf olacağını söyleyen kimse, iyi söylemiş.

Sahip olunan şeye kıymet veren, vaktinde sahip çıkma ferâsetidir. Tarafını belirleyenin kıymeti de, yine ferasetindedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT