NEREDE O ESKİ ANAYASALAR AZİZİM

İnsan hep hayalleriyle yaşıyor. Gençken gelecek güzel günlerin hayaliyle, benim gibi yaş biraz kemale erince geçmişteki güzel günlerin hayaliyle. “nerede o eski günler” diye başlayan cümleleri kurmaya başlıyoruz sık sık.

Malum son günlerde ülke gündemini yoğun bir şekilde işgal eden bir başlık var; Anayasa değişikliği. Belki bazı şeyleri fazla zorluyoruz. Dertsiz başımıza dert almaya çalışıyoruz. Gazetelerde çarşaf çarşaf yazılar, televizyonda bitmek bilmeyen tartışmalar, yeni yetmelerin attıkları twitler, Meclis’te kavgalar, ısırmalar.

Bu tartışmaları görünce aklıma eski günler geldi benim de, daha doğrusu eski anayasalar. Eskiden böylemiydi oysa. Ülkemizin gelecek ve güvenliğini, huzur ve refahını düşünen azametli üç-beş paşamız toplanır bir anayasanın gerekliliğine karar verirlerdi. Bu işin uzmanlarına hazırlattırır, biz de güle oynaya, ülkece birlik ve beraberlik içerisinde destek verirdik. Öyle ki birkaç cahil dışında (toplasan %2 etmez) toplumun her kesimi seve seve onaylardı.

Sonradan bozuldu bu düzen. Yok demokrasiymiş, özgürlükmüş yeni yeni icatlar çıktı başımıza. Aklına esen bir şey söylüyor. Kaptan Ahmet’in, Topal Dursun’un oğlu çıkıyor, anayasa diye iki kelam ediyor, hurra millet peşinde. Arkadaş bu nedir ya. Deniz altından tünel geçirip, iki duble yol yapmaya benzemez bu iş. Hadi diyenler diyor da peşinden gidenlere ne demeli. Ovanın gırındaki rençber, dağın başındaki çobanın dilinde bir anayasa. Sen kim anayasa kim. Bu kadar ayağa düşmemeli memleketi ilgilendiren önemli işler.

Olmuyor da hadi hazırlayıp vatandaşa sordunuz diyelim. % 51 destek alsa takkeyi göğe atacak adamlar. Gerisi ne olacak? Alabilecek mi paşalarımızın anayasası gibi % 98 destek? Yok. Nerde kaldı birlik beraberlik?

Bu yeni anayasa geçerse ülke iyice tatsız tuzsuz olacak. İstikrar diye iki parti arasında el değiştirip duracak iktidar. Eskisi gibi renkli koalisyon tartışmaları, iktidar pazarlıkları sadece anılarda kalacak. İsveç, Norveç gibi olacağız anlayacağınız. Öyle olunca da lider yetişmeyecek. Eskiden Demirel, Erbakan, İnönü, Ecevit, Türkeş aynı anda yarışırlardı. Geleceğimiz adına da en büyük kaygım bu.

Allah’tan bu tadsız, tuzsuz ortamı renklendiren Halk Partisi var. İki adam ısırıp, iki arkadan dolanıp yumruk filan atıyorlar da ortalık şenleniyor. Ama o mikrofonu kırmayalardı iyiydi. Gavur parasıyla onbeş bin liraymış (15.000 euro). O parayla kaç gariban çay içer biliyor musunuz?

Demem o ki gençler, fazla şiitmemek lazım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.