1. YAZARLAR

  2. Ramazan Tuzla

  3. Bağlacın derin bağları
Ramazan Tuzla

Ramazan Tuzla

Yazarın Tüm Yazıları >

Bağlacın derin bağları

A+A-

Bağlaç deyip geçiyoruz ve yeterince özen göstermeyince, merâmımızı sağlam bir cümleye bağlayamıyoruz.

Bağlaç, bazen kelimelerimizi bağlar cümle olsunlar diye; bazen cümlelerimizi bağlar duyguya dönüşsün diye.

Bağlaçların, tek başına anlamları yoktur ama bağlaçsız da kelimelerin anlamı yoktur.

Anlamsız olanlar anlam katar cümlelere. Bu, bağlaca neden kıymet vermemiz gerektiğini ortaya koymaya yeter.

Anlamsız olanın, kıymetsiz olmadığını öğrenmiş oluyoruz bir ‘de’ ve bir ‘da’ ile.

Bağlaç üstüne yazıyoruz, bağlaçları yazmazsak olmaz. Öyleyse sayalım o zaman:

Ve, veya, ile, ama, de, da, ancak, belki, çünkü, eğer, hâlbuki, hem ... hem ..., hiç değilse, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, ne ... ne..., öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira… Bu kadar değil elbette.

Tek başlarına anlamları yok demiştik. Gerçekten de öyle.

Gelelim merâmımıza.

Bağlaçları kullanırken ne kadar hassasız ve bağlaçlara hakkını verebiliyor muyuz?

En çok kullanılan bağlaç şudur diyebilecek durumda değiliz ancak kullanımında en çok hata yapılan bağlaçların ‘de’, ‘da’ ve ‘ki’ bağlaçları olduğunu söyleyebiliriz.

Okumalarımızın, bize bunu tespit etme hakkını verdiğini düşünüyorum.

Bir ‘ve’ bağlacı, bir ‘ancak’ bağlacı kolay kolay yanlış kullanılmaz.

Yanlış kullandığımız, ya da kullanmadığımız bir bağlacın nasıl bir derin bağa sahip olduğunu birkaç örnek ile açıklamaya çalışalım.

“Türkiye Filipinlerdeki drama kayıtsız kalmadı.” Cümlemizde bağlaç yoktur ve Türkiye’nin yardımını ifade eden sıradan bir cümledir.

Şimdi bu cümlemizin doğru yerine bir bağlaç ekliyorum: “Türkiye Filipinlerdeki drama da kayıtsız kalmadı.” Bir bağlacın bu cümleye kattığı anlam, dramdan drama koşan bir yardımseverliğin haykırışıdır. Hâlbuki cümlemize sadece kaba bir ‘da’ ekledik. İşte size derin bir bağ.

Bağlacımızın yerini değiştirelim: “Türkiye de Filipinlerdeki drama kayıtsız kalmadı.” Alın size sıradan bir ülke. Başka ülkeler hassasiyet sergilemiş ve yardım etmişler. Türkiye de yardıma sonradan dâhil olmuş.

Sizce hangi Türkiye daha kıymetli?

Ya da sorumuzu şöyle soralım: Hangi bağlaç daha kıymetli?

Kıymeti ortaya koyan bağlaç da kıymetlidir, kıymetsizliği ortaya koyan bağlaç da.

Sert sessiz harflerle biten kelimelere eklenen ‘de’ ve ‘da’ bağlacının ‘te’ ve ‘ta’ şeklinde yazıldığına şahit olmayanımız yoktur. Hâlbuki bu kullanım da yanlıştır ve ‘de’ ve ‘da’ hiçbir zaman ‘te’ ve ‘ta’ olmaz.

‘De’ ve ‘da’nın kullanımındaki bir diğer ve önemli yanlışlık, bunların kelimelere bitişik yazılmasıdır. Bağlaç, bağlanan değil, bağlayandır. Bağlacı kelimeye bağlayamayız.

Örnek: “Bu da benim eserim.” Doğru bir kullanımdır ve ‘da’ özneyi pekiştiren bir bağlaçtır.

“Buda benim eserim” dediğimiz zaman, Budistlerin taptığı Buda’ya atıfta bulunmuş oluruz ve anlam ve anlatım tamamen değişir.

Uygunsuz bağlaç kullanımının uygunsuzluğu, Budistleri kızdırabilir. Dikkatli olmak gerekir.

‘Ki’ bağlacının kullanımındaki yanlışlık, genellikle iyelik eki olan ‘ki’ ile karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.

Yukarıdaki örneğimizdeki ‘Filipinlerdeki’ ifadesindeki ‘ki’ eki bir iyelik ekidir ve bağlaç değildir. Bağlaç gibi ayrı yazılırsa yanlış olur. “Türkiye ki, Filipinlerdeki drama da kayıtsız kalmadı” dediğimiz zaman, her iki ‘ki’yi de doğru kullanmış oluruz ve birinci ‘ki’ bağlaçtır.

Yazımızı sonuca bağlamamız gerekiyor.

Öyle cümleler kurun ki, cümleler de bayram etsin ulaştığı gönüllerde; bağlaçlar da bayram etsin bağladığı kelimelerde.

Duânızı eksik etmeyin efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT