1. YAZARLAR

  2. Ramazan Yaşar

  3. Barış değil, savaş baronları kazandı
Ramazan Yaşar

Ramazan Yaşar

Yazarın Tüm Yazıları >

Barış değil, savaş baronları kazandı

A+A-

Beni takip eden okuyucularım bilir. Çözüm sürecine hem yazılarımda, hem de yaptığım organizasyonlarda açıkça destek verdim. Türk ve Kürt kardeşliğinin korunması, tahribat gören noktaların restorasyonu, yeniden yapılandırılacak kardeşlik hukukunun ülkemiz ve dünya insanlığı için çok önemli olduğuna inandım. Bunun için de süreci sonuna kadar savundum. Karıncanın yangına su taşıdığı gibi, “yazdığım yazılar, öncülüğünü yaptığım çözüm konferansları” yangını söndürmeye yetmese de safımın belli olması adına benim için tarihi öneme sahipti…

Ancak olmadı. Mücadeleyi savaş baronları kazandı…

AK Parti döneminde 30 yıllık terör sarmalından çıkmak için bugüne kadar atılmamış en cesur adımlar atıldı. Ülkeyi yöneten AK Parti ve lideri Erdoğan öncülüğünde, “Bu ülkede Kürt sorunu vardır” dediğinde büyük bir umut dalgası tüm Türkiye’yi sardı. Ufak tefek, beklenen çevrelerden beklenen itirazlar da geldi. Ancak “artık analar ağlamayacak” sloganı ile çıkılan yolda hükümet üzerine düşen tüm adımları riskler alarak, tepkilere göğüs gererek attı…

Erdoğan, sadece elini değil, gövdesini altına soktuğu taşın nelere gebe olduğunu gayet iyi biliyordu. “Bu sorunu çözmek için siyasi geleceğimi riske ediyorum. Gerekirse baldıran zehri içerim” diyerek çözüm sürecine, çözüm sürecinin muhataplarına açık çek verdi. Erdoğan’ın tüm direnişine rağmen, partisinin tüm oy kayıplarına rağmen çözüm sürecinden geri adım atılmadı.

Ancak olmadı. Mücadeleyi savaş baronları kazandı…

Hükümetin çözüm konusundaki samimiyeti, Öcalan’a da 2013, 2014 ve 2015 yılında, “silahlı mücadele dönemi bitti. Artık siyaset zamanı” diyerek açık ve net bir adım attırdı. Hatta Öcalan, “KCK’nın kongreyi toplayıp silahsızlanmayı” ilan etmesini istedi. Nevruz’da okunan Öcalan’a ait mektuplar da tüm Türkiye’de sevinçle karşılandı. “Savaş bitti”, “silahlı mücadele sona erdi”, “Türk ve Kürt halkları bin yıldır kardeştir. Bundan sonra da kardeş kalmaya devam edecek”, “Türkler ve Kürtlerin yeni ittifakı Misak-ı Milli sınırlarını yeniden gündemimize getirecek”,… gibi mesajlarına hiç kimse o gün itiraz etmedi. Ama bugün Öcalan’ın da üstünde güçler olduğu ve PKK’ya silah bıraktırmadıklarını gördük. Öcalan’ın tüm açıklama ve hamleleri boşa çıkarıldı.

Mücadeleyi yine savaş baronları kazandı…

Çözüm sürecinin samimi olmayan tarafı başından beri HDP ve Kandildi. Bir umutla yanılmayı bekledik. Ama olmadı. Umudumuz boşa çıktı. HDP, silaha ve baskıya sırtını yaslayarak siyaset yapmayı tercih etti. Temsil ettiği halkın önüne çözüm sürecine katkı yapacak hiçbir siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik proje koymadı.

HDP’yi bu noktada çok da suçlamak istemiyorum. Yaptığı bir çok açıklamaya Kandil’den düzeltme geldiğinde onların da gücünü gördük. Milletvekili olma ve belediye başkanı olma kararlarının Kandil ve İmralı’da verildiği bir parti için boyunu aşan bir talebim yok aslında. Ancak çözüm sürecindeki muhatabı AK Parti ve Erdoğan hakkındaki eleştirilerini daha yumuşak bir üslupla yapmasını beklerdim. Çözüm sürecini yürüttüğü partinin tek başına iktidar olmasını engelleme üzerine kurdukları seçim stratejisi bugünkü fotoğrafın ana sebebidir. Oy kaybetmiş, tek başına hükümet kuramayan, parlamento çoğunluğu kaybetmiş bir parti ile bu süreç devam edemezdi. Ve süreç bitti…

Mücadeleyi savaş baronları kazandı…

Sürecin asıl muhatabı olan Kandil’in neler yaptığını uzun uzun anlatmak istemiyorum. Ancak bu süreçte Öcalan’ın silahı bırakın çağrısına rağmen şehirlerdeki halkı nasıl silahlandırdığını, dağdaki silahlı unsurlarını arttırmak için yürüttüğü çalışmaları hatırlatmayı yeterli görüyorum…

Çözüm isteyen AK Parti ve Öcalan kaybetti; savaş isteyen Kandil ve HDP kazandı…

Aslında her şey milletin gözü önünde oldu. Kimse kimseyi kandırmasın. Savaşı kimlerin, barışı kimlerin istediğini milletimiz gördü.  Benim halktan isteğim barışa, kardeşliğe, çözüme, siyasete omuz vermeleri…

ÖNEMLİ NOT: Bu yazıyı yazarken, yan sokakta bir düğün vardı. Kürtçe şarkılarla, düğün sahibinin akrabası olan Kürtlerle Türkler birlikte halay çekiyordu. Bunun anlamını ve kıymetini bilelim. Bilmeyenlere de hatırlatalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum