1. YAZARLAR

  2. Hakan Bahçeci

  3. Hiçlik Değildir İnsana Yakışan
Hakan Bahçeci

Hakan Bahçeci

Yazarın Tüm Yazıları >

Hiçlik Değildir İnsana Yakışan

A+A-

Ben, “ne”liğimi bilmekle mükellef hissediyorsam kendimi, “var”lığımı bu dünya ile sınırlamaktan kurtulmuş olurum belki.

Hatalarımın çokluğu ve doğrularımın bana ait olmayışları işimi biraz daha zorlaştırıyor. Hakikat benim dediğim gibi değil ve aslında ötekilerin dediği gibi de değil. Benim doğrularım beni bağlıyor lakin bilmekteyim ki hakikat bildiğim ile birebir örtüşmüyor ve  o zaman hatalarımı devreye sokuyorum. Onları azaltmaya çalışmanın beni hakikate ulaştıracağı umudundayım.

Zayıf olmam belki de en kuvvetli olduğum yönüm. Zayıf olduğumu bilmek, aciz kalacağımı bilmek, kuvvetli yönümü ortaya çıkarıyor. Çünkü bilmek, başlı başına bir kuvvettir ve kıymettir. Zihin dünyam başlı başına benim kuvvetli olduğum lâmekândır. Zihin, bir hiçliğin yok oluşunun göstergesidir. Gerçek dünya ile iletişim kurarken bile zihinsel faaliyetlerden kaçamıyorum. O halde zihnim, varlığının farkında olan bir düşünce biçimi veriyor bana.

Varlığımı fark edebiliyorsam, insanlığımın bir anlam ve amacı var demektir. Bu amaç, hiçbir zaman avının peşinde hızla koşan bir aslanın amacıyla örtüşmeyecektir elbet. Kendinin farkında olan bir varlıktır insan. “Hayır ve evet” sözcüklerinin beynimizde oluşturduğu o büyük zihinsel alanın arasında yaşar, yinede başka bir ihtimal olabileceğini unutmaz insan. Bu da hiçliğin zıttı bir durumdur.

İnsan, bir anlam arar varlığının var oluşuna. Yaşama bir anlam yükleme çabası yalnızca insana verilmiştir. Aramak, arada kalmaktan kaçmanın diğer adıdır. Bu yüzden bir anlam yükleyecekse yaşamına, kendinin dışında bir kaynağa başvurma ihtiyacı hisseder. Arayan hiçliği silmek üzere bir eylem içindedir hem.

Duygularım, beni iyi ile kötünün zıt iki gerçeği karşısında yalnız bırakmamalı ancak hislerimle birlikte aklım ve vicdanım da yanımda olmalı. Peki, bunlar ne ile donatılmış olursa iyi ve kötü netleşir. Güzel ve çirkin nasıl olur da karşıma anlayabileceğim şekilleriyle çıkarlar? Hareket, anlamını, güzel ve iyiye doğru olduğu zaman kazanıyor. Bunlar da öyle kolay ve bedava şeyler değil elbet.  Can pahasına ve candan harcayarak iyi ve güzel gösteriyor kendini. Çaba ve gayret, bu dünyada “kulluk” denen bir ahitle anlam buluyor belki.

Hiçlik, boşluk değildir elbet. Boşlukta olan doluya koşmaya adaydır her an için. Hiçlik ise, bir bilinç halidir. Zihinde tasarlanan ve daha çok iyiden uzakta bir yerdedir.

İyilik ve güzellik ise hiçliğin dışında kalırsa bir yön verir insana. Benim güzelim ve benim iyim senin güzelin ve iyinle karşı karşıya kalacaktır. Kim iyi ve güzeldir o zaman? Soru aslında cevapsız kalacağı için değil, yaratılış düzeni içinde cevaplanacağı için tek başına bir anlam ifade etmeyecektir. İyi ve güzel; sen ve benden ziyade, seni ve beni var eden bir gücün yetkisinde olmalıdır ki, iki iyiden bir hiçlik sudur etmesin.

“Hiçlik” bir ihtiyacın karşılanmaması durumunda şiddetlenir. “Ne var ne yok?” sorusuna “hiiç” diye cevap verdiğinizde ihtiyaçlarınıza gönderme yapmış olursunuz. Neyin ne kadar ihtiyaç olduğu tıpkı “iyi ve güzeldeki” “sen ve ben” gibidir. “Senin ihtiyaçların benim ihtiyaçlarımı döver.” denirse söylenecek söz kalmadığı için “hiçlik” bir adım daha yaklaşır zihnimize. Oysa ihtiyaç değil istekler hiçliği gidermeye namzettir. İnsan, hiçliğini, istemekle giderir. Kimden neyi nasıl ve ne hakla istediğini bilmelidir insan.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT