1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Önder Kutlu

  3. İlk Yapılacaklar…
Prof. Dr. Önder Kutlu

Prof. Dr. Önder Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

İlk Yapılacaklar…

A+A-

12. Cumhurbaşkanı’mız Türkiye Büyük Millet Meclisinde and içti ve görevine başladı. Ak Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da görevine başlayan yeni Cumhurbaşkanından hükümeti kurma görevini aldı. Hükümet bugün kurulacak. Arkasından, Yeni Hükümetin Programı’nın TBMM’de okunması ve güvenoyu alınması gündeme gelecek. Sürecin birkaç gün içinde tamamlanması bekleniyor. Cumhurbaşkanı da birkaç gün içinde Köşk ekibini oluşturacak.

Yeni ekip eskisinden bir hayli farklı olacak gibi. Zira Köşk’ün halef – selefi birbirinden çok farklı: Göreve gelişleri, yönetim yaklaşımları ve ekip tercihleri. Biri son derece sancılı 27 Nisan e-muhtırasının akabinde ve büyük badireler atlatılarak gerçekleşti, diğeri ise halkın tercihiyle ama tercihe ‘kast etmek’ isteyen mecraların gölgesinde. Ama sonunda gerçekleşti.

Göreve geliş süreçleri her zaman görev dönemini de etkiler. Bu Cumhurbaşkanları için de geçerli. 11. Cumhurbaşkanı’nda da öyle olmuştu. Sancılı süreç sonrası dönemde Sayın Gül son derece dikkatli tercihler ortaya koymuştu. Sayın Gül’ün selefi Ecevit’in müsteşarı Fikret Üçcan ile görevi Erdoğan’a devredinceye kadar çalışması, ama Sayın Erdoğan makamına oturur oturmaz yaptığı ilk icraatın Ömer Dinçer’in atanma kararnamesini imzalamak olduğu gerçeği bize yeni dönemler ilgili ipuçları veriyor.

Onun döneminde Köşk ekibinde yer alan pek çok danışman ve personel Ak Parti zihniyetine yakın kimseler değildi. Ama yukarıda da izah ettiğimiz gibi, yeni Cumhurbaşkanı öyle değil.

Geliş sürecinde sürece ‘kast’ edenler ve ‘destek’ olanlar ayrışacak. Bununla beraber, 12. Cumhurbaşkanı da günlerdir ifade etmeye çalıştığımız Paralelle mücadele, Çözüm süreci, ekonomik ve sosyal kalkınma, uluslararası rollerin icrası ve daha önemlisi 2023, 2071 vizyonlarına ağırlık vermek durumunda.

Peki, ilk yapılması gerekenler neler? 12. Cumhurbaşkanı ne yapacak? Cumhurbaşkanı’ndan başlamak suretiyle sıralamaya çalışalım. Aslında birini zikrettiğimiz zaman diğerini de ifade etmiş oluruz diye düşünüyorum. Yeni dönemde, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı’nın ‘Yarı Başkan’ olduğu gerçeğinden hareketle, aynen bugün açıklanan Bakanlar Kurulu’nda görev yapacak bakanların Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın ortak iradeleri ile netleşmesi gibi, pek çok konu aynı şekilde çözüme kavuşturulacak. Kararlar beraberce alınacak. Yine en son yazımızda ifade ettiğimiz ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ca da açıklandığı gibi, Davutoğlu ‘emanetçi’ olmayacak. Ama ‘istişareye açık’ olacak.

Önümüzde en önemli dönemeç HSYK seçimleri. 12 Ekim günü hâkim ve savcılar sandık başına gidecek. Adalet Bakanı ve Müsteşar Kurul’un doğal üyeleri. Geri kalan 20 üyenin dört tanesi doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından, üç üye Yargıtay, iki üye Danıştay, bir üye Adalet Akademisi, yedi üye adli yargı hâkim ve savcıları ve üç üye de idari yargı hâkimleri tarafından belirlenecek.

Paralel yapı büyük bir seferberlik içinde, YARSAV ile işbirliği içinde seçimlere katılmak için anlaştılar. 15 bin civarında yargı mensubu oy kullanacak. Seçimler hayati öneme sahip. Umarız yargı mensupları ülkenin ve kendilerinin geleceklerini karartacak tercihte bulunmazlar. Bulunurlarsa ne olur? Yeni dönem ve yeni anayasa ile buna müdahale edilmesi kaçınılmaz hale gelir. Bunun halk desteği kolayca sağlanabilir. Halk anti-demokratik mecralara büyük bir hınç duyuyor. Yoksa yeni bir Vaka-yı Hayriye kaçınılmaz olabilir. Zira, halkta bunlara karşı büyük bir enerji birikmiş durumda. Bu enerji siyasetçileri zorlayabilir. Benim öngörüm bu yönde…

İşin aslı, zannımca ülkenin en hayati meselesi Yeni Anayasa konusudur. Anayasa ülkenin yapısını, organlarını ve bu organların ilişkilerin düzenlemesi gerçeğinden hareketle 12 Eylül ‘artığı’ ve tuzaklarla dolu mevcut anayasa bir an önce değiştirilmelidir. Ak Parti gelecek yıl yapılacak seçimlerde 330 milletvekilliğini, yani Anayasa değişikliğini referanduma götürebilecek çoğunluğu elde ettiği anda yeni anayasayı gündeme daha yoğun biçimde getirecek. Türkiye şunu gördü: Demokratikleşme yönünde önüne getirilen her düzenlemeyi halk onayladı. Bu 2007 referandumu, 12 Eylül 2010 referandumu ve cumhurbaşkanlığı seçimi bunların delilleri. Dolayısıyla, Ak Parti’nin referandumdan korkmasını gerektirecek bir durum yok. Korkmuyor da. Normalleşme için halk başvurulabilecek yegâne adres…

Öte yandan, 12 Eylül Anayasasınca getirilen vesayet kurumları süratle gözden geçirilecek. Örneğin, YÖK orada aynen duruyor. 80’li yıllarda, bizim öğrencilik dönemlerimizde sloganlaşan ‘Yok ol YÖK’ten ileriye gidemediğimiz ortada. Yükseköğretim alanında ülkenin önünü açıcı, özgürleştirici, geliştirici ne yapıldı biri bana lütfen açıklasın. ‘YÖK sağlam kadrolar elinde, öyleyse mesele yok’ yaklaşımı sorunlu. Bu ‘biz iyiyiz siz de iyi olun‘ temennisi son derece saçma. Zira ‘onların iyiliği’ ‘arızi’, ‘kısmi’ ve ‘yanılsama’. ‘Kişilerle kaim’ bir yaklaşım. ‘Başörtüsünü serbest bıraktık’, ‘Katsayı adaletsizliğini giderdik’ söylemleri de bizi tatmin etmez. Hoca’nın hesabı, önce ‘eşeğimizi’ elimizden alan YÖK, sonra bizden teşekkür bekliyor! Hükümetin son on iki yıllık dönemdeki çabalarına rağmen orada durum aynen devam ediyor. Benim okumam bu şekilde, aksini ifade eden varsa lütfen bizi ikna etsin.

Kısa süre içinde YÖK yönetimi ve TÜBİTAK yönetimi ciddi şekilde bir ‘Molla Kasım’la muhatap olacaklar. Olmalılar da. ‘Bu terazi bu sıkleti’ çekmiyor. Dar geliyor. YÖK bir Eski Türkiye klasiği. ‘Darbelerle özdeş’. Yeni Türkiye çok daha fazlasını hak ediyor. Rektörlerin pek çoğu gene sorunlu. Onlar da yeni dönemin gerçeklerine uymuyor.

Anayasa Mahkemesi ve Danıştay üyeliklerine yapılan atamalar yeni dönemde farklı bir tonda ve mecrada yapılacak. Paralelle ilişkili olan ya da olabileceklere geçit yok. Özgürlüklere karşı duranlara prim verilmeyecek. Twitter kararı veya katsayı adaletsizliğine dönük kararlarda olduğu gibi, maalesef bu mahkemeler olmaları gereken yerde değiller. Hak ve özgürlükler konusunda kat etmeleri gereken çok mesafe var. ‘At’ sahibine göre kişner. Sahibi ise cumhur adına ve cumhur tarafından yönetmekle görevlendirilen kişi, yani seçilmiş cumhurbaşkanı.

Bürokrasi de değişim beklentisi içinde. Çok sayıda vali, kaymakam, genel müdür, müsteşar yerlerini Yeni Türkiye fikrine daha yakın olanlara devredecek. Benim beklentim bu yönde. Cumhurbaşkanı’nın önceki gün gene vurguladığı gayri demokratik unsurlarla içli dışlı ‘çürük’ler, paralelle mücadele etmeyenler, misyonlarını ‘anlayamayan’lar bir bir temizlenecek. ‘Temizlik’ belki biraz uzun sürebilir. Ama mutlaka başarılacak. Bakiyeleri Genel Seçimi bekleyecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT