1. YAZARLAR

  2. Lokman Koyuncuoğlu

  3. Konya'nın Abisi; Seyit Mehmet Buğa
Lokman Koyuncuoğlu

Lokman Koyuncuoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya'nın Abisi; Seyit Mehmet Buğa

A+A-

Konya’nın Abisi; Seyit Mehmet Buğa

                5 Mart 2008’den…

                “Anadolu insanının en önemli şansıydı takım oyunu oynayabilmek. “Birlikten kuvvet doğar” başta olmak üzere yüzlerce atasözü bunun için söylenmişti. Ne yazık ki geleceğin en önemli kazancı olacak birlikte hareket etme gücü, kısa süreli para hırsına kurban ediliverdi. Pek çok olumsuz örnek bunu yaptı; ama doğruları yapanda vardı. İşte tam burada bu hukukun nasıl kurulup nasıl korunacağının en önemli örneği oldu İttifak Holding. 
                Yapının sağlam temellerinde grubun yönetim kurulu başkanı Seyit Mehmet Buğa’nın, gereğinde şefkatli, gereğinde cömert, gereğinde cesur ve çoğunlukla bilge duruşu çok etkin olmuştur. Başarının şifreleri de bence Seyit Mehmet Buğa’nın o “bilge yönetici” tavrında gizlidir. “

buga.jpg

                Seyit Mehmet Buğa’ya O’nu tanıyanlar, neden Seyit Bey değilde Seyit Abi diyorlar bilir misiniz? Çünkü o bilge tavrının yanında merhamet ve güven veren duruşuyla hep bu şehrin “abisi” olmuştur. Belki İttifak Holding’te yüzlerce isim O’ndan öğrendikleriyle katkılarıyla, kendine bir iş bir unvan bir makam edinmiştir. O Konya’nın bilge abisidir.

                Son 25 yılda Konya’ya her alanda damga vurmuş 5 kişi sayalım desek, bunlardan biri mutlaka Seyit Mehmet Abi olur. Konya’nın tek bir alanda değil her yönüyle güçlü olmasını, güçlü kalmasını isterdi. Hem milli hem yerli bir bakışı vardı. Dahası yerlilik ve millilik hayat tarzıydı. İslamcı geleneğini söylemeye gerek yok sanırım. Bunu hayatının her alanında ve bu duruşun yansımalarını ihtiyaç sahibi her STK’da görmek mümkündü.

                Bizleri çok önemser, görüşmek istediğimizde hiç bekletmezdi. Konya’da muhafazakar basının Yeni Şafak’ın, Yeni Akit’in güçlü olmasında önemli bir etkiye sahipti. Bu gazeteleri kendi çıkarıyormuş gibi önemser, hem içerik hem hizmetleriyle ilgili övgüsünü de eleştirisini de esirgemezdi. Güçlü medyası olmayan toplumum ne güçlü ekonomisi ne de güçlü siyaseti olamayacağını tembihlerdi bize.

                Artık öldü O. Pazar gün toprağa verdik, tüm sevenleri, tüm O’na güvenenlerle birlikte. Çok soğuk bir gündü. Kar yağıyordu ama orada olanların nefesi ısıtıyordu Musalla Mezarlığını. O kadar çok seveni vardı ki mezarlık ne kışta ne yazda öyle bir kalabalık görmüştü. Güzel bir ölümdü O’nunki. Sabah namazını kılıp, teslim etmişti ruhunu. Dostlarının dediği gibi, sünnete uygun bir teslimiyet istemişti hep. Öylede oldu. Vakit gelmişti, sessizce ruhunu teslim etti. Şehir soğuktu ama mutlu bir tebessümle sıcacık bir teslimiyetti O’nunkisi. Hepimizin başı sağolsun.

                Biz, varsa haklarımızı helal ediyoruz. Allah Rahmetiyle muamele etsin..

 

Bu nayloncularda nerden çıktı!

              Plastik sektöründe faaliyet gösteren firmaların istişare toplantısı yapıldı perşembe günü. PAGEV yani Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı yönetim ve istişare toplantısını Konya Novotel’de yaptı.

              Yazıya konu olan öncelikle  PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu’nun etkileyici plastik sektör sunumu oldu. Açıkçası bu kadar derli toplu bir bilgi derlemesi beklemiyordum. Bu bilgilerden rakamsal olanları paylaşayım. Ancak Başkan Eroğlu’nun altını çizdiği iki önemli konu daha var. Yerli oyuncak ve D8 üyesi gibi petro kimyada çok güçlü bölgesel işbirliği yapacağımız ülkeler.

            Cartoon Network’u eleştiren ve çocukları için tehlikeli gören biri varsa bilinki o doğru yoldadır. Yavuz Eroğlu bu konuda ciddi uyarılarda bulunuyor. Bunun üstüne son yıllarda teknolojik olarak çok ilerleyen Türk plastik üreticilerinin “Yerli Oyuncak” gibi çok önemli bir konuda hassasiyeti oluşmuşsa şöyle bir kulak kabartmanız gerekir. Üstelik bu yerli oyuncak hem ekonomik hem ideolojik hem de hijyenik gibi unsurları içinde barındırıyor ve şimdilerde ciddi bir kavgaya dönüşen medeniyet krizine çanak tutuyorsa hiçbir şekilde kayıtsız kalamazsınız.

           O toplantıyı sadece “Yerli Oyuncak” boyutuna indirgemiyorum elbette. Ama kabul edelimki yeni çağın temel problemlerinden biri bu olacak. Olacak ne şimdiden oldu bile, ruhları çalınan çocuklar. Bunu ayrıca uzunca yazalım.

          Gelelim bizim naylonculara. Eskiden plastik mi vardı herkes naylon derdi ya böyle dikkat çekmek istedim.. Şimdi kayıt dışı gayrı meşru işler için kullanılır naylon. Hiçte öyle değil. Gördüğüm en derli toplu sektörlerin başında geliyorlar.  Geçen yıl Konya’da 1milyar dolarlık değer üretmişler, bunun 115 milyon dolarını da ihraç etmişler. Konya ihracatının onda biri kısaca. Sektör Türkiye’de geçen yıl 12 milyar dolar ihracat yapmış. Genel ihracatın yüzde 6-7 si ne tekabül ediyor bu rakam. Konya genel plastik ihracatında ise tam 1/10. Yani özetle plastik Türkiye’nin ilk 11’ne giren ve hızla gelişim kaydeden bir sektör. Yani yüzde 85 ithal ürünü gene yüzde 90 ithal makineyle işleyip, markalaştırıp, bunu Çin’den yüzde 50 ucuza satarak(bu eleştiri tabi) Türk ekonomisinde ilk 10’a giriyorlar. İşin özeti bu.

           PAGEV Başkanı Eroğlu, hem bilgili biri o kadarda mütevazı. Konya’dan programa katılan ekipte çok sağlam. Şöyle bir tarifi deneyelim.

          Girişimcilik kitaplarına konu olacak, hep cins ve yenilikçi fikirlerin adamı Ahmet Şekeroğlu (15 yıl önce yaptırdığı konutlara Konya’da henüz yetişen olmadı)

          Aksiyoner, iş bitirici biri Bülent Kaşdoğan. Kanaatkar, mütevazı, çalışkan, geçmişine bağlı biri Kazım Öztürk. Osman Başaran ve Erdal Küçükşehir ise yerli sermaye, yenilikçilik, Türkiye’ye güven ve geleceğe umut konularında öne çıkan isimler. Gelecekte plastik var haberiniz olsun!

 

Metro Market’e değil Konya’ya farz

                Anadolu sermayesi AVM işine girdikten sonra, bu yerlerde namaz kılmak isteyenler için güzel güzel mescitler yapıldı. Toplumun bu ihtiyacı diğer büyükşehir içinde örnek oldu ve AVM’ler içinde mescitler hatta abdest alma yerleri yapıldı bu ihtiyaç konusu çok önceleri halledilmişti.

                Hafta sonu Ankara yolunda Metro Marketlerine gitmem gerekti, şimdiye kadar pek gitmemiştim. Kış günlerinde namaz vakit araları kısa olduğu için ikindi namazı için mescit aramaya başladım. Market içinde mescit yoktu. Görevliye sorduğumda ise, market dışında personel için ayrılan bodrumda küçük bir yer tarif etti. Olsun diye yapılmış bir yerdi. Namaz kılmak isteyenlere burada niye uygun bir ayrılmaz diye düşündüm. Sonra aklıma geldi, bu tür yerler talep gelirse her şeyi yaparlar. Para getiren müşteri için her istenilen, hemen yerine getirilir. Sanırım 7-8 yıldır Konya’da faaliyette bu market, bir AVM değil ama çok yoğun müşterisi olan bir yer.

                Belli ki bu markete kimse niye burada mescit yok diye sormamış. Kendilerine layık görülen köhne yere “tamam” demiş olmalılar. Metro market Konyalıya yakışan bir mescid yapar mı bilmem. Ancak Konyalının alış-veriş namaz dengesinde terazi namazdan yana görünmüyor. Üzünülmesi gereken konu bu. Aradan o kadar zaman geçmiş hiç kimse bundan şikayetçi olmamış. Şikayet etmeye gerek görmemiş. İçimi acıtan bu oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum